Suriye İnsan Hakları Derneği (AHRS), Heyet Tahrir el-Şam (HTS) idaresi ve kontrolündeki geçici yönetim döneminde dini azınlıklara, özellikle de Alevilere yönelik mülksüzleştirme, tehcir ve demografik yapıyı değiştirme adımlarının tehlikeli boyutlara ulaştığını belirterek uluslararası kamuoyuna acil müdahale çağrısında bulundu.
HABER MASASI – Dernek, Hama ve Humus bölgelerinden elde edilen doğrulanmış verilerin, yönetimin azınlık mülklerini “savaş ganimeti” sayarak el koyduğunu ve bunları kurumsal bir ekonomik sömürüye dönüştürdüğünü belgelediğini aktardı.
Humus Kırsalında Baskı, Zorla El Koyma Ve Haraç
Humus’un Caburin köyünde yaşanan baskı ve şiddetin yeni bir evreye taşındığını bildiren AHRS, yerel bir güvenlik sorumlusunun öncülük ettiği grubun geride kalan Alevi nüfusa fiziki saldırılarda bulunduğunu ve haraç istediğini kaydetti. Haraç ödemeyi reddeden köylülerin evlerine el konulduğu, şimdiye dek 25’ten fazla konutun yasa dışı biçimde gasp edildiği ve tarım arazilerine bilinçli olarak hayvan salınarak geçim kaynaklarının tahrip edildiği belirtildi. Bölge halkının yapılan haksızlıklara karşı hukuki itiraz hakkının dahi elinden alındığı ifade edildi.
Hama’da Tarım Bakanlığı Destekli Mülk Gasbı
Mülksüzleştirme politikasının Hama’nın kuzeydoğu kırsalındaki Maan, Tuleysiye, Zuğbe, Meryud, El-Mubattan ve Ebu Mensef gibi tamamen boşaltılmış köylerde kurumsal bir nitelik kazandığı kaydedildi. Bu köylerden sürülerek kıyı bölgelerine sığınan Alevi sakinlerin sözde “güvenlik” gerekçeleriyle yurtlarına dönüşüne izin verilmezken, doğrudan Tarım Bakanlığı’na bağlı devlet destekli “İktifa” Tarımsal Yatırım Şirketi’nin bölgedeki zeytin ve Antep fıstığı bahçelerinin idaresine el koyduğu vurgulandı. Şirketin 24 Eylül tarihinde yayımladığı resmi ihalelerle, sivil halkın geride kalan mahsullerini üçüncü taraflara açık artırmayla kiralayarak haksız gelir sağladığı aktarıldı.
Demografik Mühendislik Ve Tapu Kayıtlarının Temizlenmesi
Gelişmelerin geçici olaylar olmadığını, Suriye’nin bilinçli bir demografik mühendislikle dönüştürüldüğünü belirten insan hakları örgütü; Ghab Ovası, Doğu Humus, Tartus ve Ceble kıyı şeritlerinde boşaltılan azınlık yerleşimlerine Kuzey Suriye’den getirilen nüfusun sistematik biçimde yerleştirildiğini bildirdi. Sürecin halka mezhepsel aidiyetlerin sorulduğu anket ve nüfus sayımlarıyla desteklendiği, toplanan bu verilerin tapu sicillerinin ideolojik olarak dönüştürülüp temizlenmesinde bir araç olarak kullanıldığı ifade edildi.
Uluslararası Hukukun İhlali Ve Acil Talepler

Mülklerin kurumsal biçimde gasp edilerek ganimet gibi dağıtılmasının İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17. maddesi olan Mülkiyet Hakkı’nı açıkça çiğnediğini ve uluslararası insancıl hukuka aykırı olduğunu hatırlatan dernek; Birleşmiş Milletler Suriye Araştırma Komisyonu’nu, Batılı hükümetleri ve uluslararası toplumu ivedilikle harekete geçmeye çağırdı.
AHRS, Şam’daki geçici idareye “İktifa” şirketi eliyle yürütülen yasa dışı kamulaştırma ve ürün ihalelerini derhal sonlandırması için siyasi baskı yapılmasını talep etti. Ayrıca geri dönenlerin can güvenliğinin sağlanması, mülkiyet haklarının dini aidiyet gözetilmeksizin yasal sahiplerine eksiksiz iadesi (restitüsyon) sürecinin uluslararası güvence altına alınması ve ülkenin dini azınlıklar açısından kesinlikle güvenli olmadığı gerekçesiyle Suriye’ye yönelik sınır dışı ve geri gönderme işlemlerinin tüm ülkelerce acilen durdurulması istendi.
