16.8 C
İstanbul
9 Ekim 2026, Cuma

Rojin Kabaiş Ve Gülistan Doku İçin Kadınlardan Adalet Çığlığı: Cezasızlık Politikasına Son Verilsin

Haber Masası
Haber Masası
Aradığımız gerçek, bulduğumuz ve bildiğimiz, güvendiğimiz yegane şey gerçek. Yol TV halkındır ve her dem gerçek!

İstanbul Kadıköy, şüpheli kadın ölümlerine ve cezasızlık politikalarına karşı adalet arayan kadınların kitlesel eylemine sahne oldu.

HABER MASASI – Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonları, Süreyya Operası önünde toplanarak Khalkedon Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. “Gülistan Doku’dan Rojin Kabaiş’e Gerçek Adaleti Biz Sağlayacağız” yazılı ana pankart arkasında bir araya gelen kitle, katledilen kadınların fotoğrafları ile “Kadın cinayetleri politiktir” dövizleri taşıdı. Yürüyüş boyunca sokaklarda “Koruma aklama yargıla”, “Jin jiyan azadî”, “Bijî berxwedane jinan” ve “Gülistan’dan Rojin’e isyandayız” sloganları yankılandı.

Khalkedon Meydanı’nda Basın Açıklaması

Yürüyüşün Khalkedon Meydanı’nda tamamlanmasının ardından hazırlanan ortak basın bildirisini Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonları Gönüllüsü Şeyma Çoban okudu. Çoban, tüm şüpheli kadın ölümlerinin üstündeki sis perdesinin kaldırılması amacıyla sokaklarda olduklarını vurgulayarak, failleri koruyan cezasızlık düzenine karşı itirazlarını “İntihar değil cinayet” diyerek yükselttiklerini söyledi. Gülistan Doku’nun kaybolduğu günden bu yana ailenin ve kadın örgütlerinin Zainal Abarakov’un yargılanması yönündeki çağrılarının yok sayıldığını dile getiren Çoban; üvey baba emekli polis Engin Yücer’in delilleri karartmasına zemin hazırlandığını, dönemin valisi Tuncay Sonel’in ise dosyayı intihar iddiasıyla örtbas etmeye çalıştığını kaydetti. Açıklamada, emniyetin bozuk kamera kayıtları söylemiyle kamuoyunu yanılttığı, bağımsız uzman incelemeleriyle baraj suyunda herhangi bir hareketlilik olmadığının saptandığı ve Doku’nun söz konusu baraja hiç gitmediğinin artık kabul edildiği aktarıldı.

Meclis Süreci Ve Bürokratik Engeller

Konuşmasında yargı ve siyaset mekanizmalarının tutumuna değinen Şeyma Çoban, Doku ailesinin kadın örgütleriyle bağının koparılmak istendiğini, dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın aileyi kabul etmediğini ve dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Meclis kürsüsünde iddiaların asılsız olduğuna dönük beyanlar verdiğini hatırlattı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan tüm soru önergelerinin AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi oylarıyla reddedildiğini aktaran Çoban, Gülistan’ın akıbetini soran annesi ile ablasının da gözaltında darbedilip kötü muameleye maruz bırakıldığını belirtti.

Cezasızlık Ağı Ve Karartılan Dosyalar

Soruşturma sürecinde ortaya çıkan karanlık ağa dikkat çeken Şeyma Çoban; Tunceli Valiliği, emniyet birimleri ve hastane yönetiminin el birliğiyle delil kararttığını ileri sürdü. Gülistan Doku’nun dönemin valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel ve beraberindeki şahıslar tarafından cinsel saldırıya uğradığına, buna ait tıbbi kayıtların ise dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir eliyle hastane arşivinden silindiğine ilişkin iddiaları gündeme getiren Çoban, Özdemir’in daha sonra il sağlık müdürü yapılarak adeta ödüllendirildiğini söyledi. Görüntülerde yer alan Uğurcan Açıkgöz ile üniversitenin güvenlik kamera sorumluları Savaş Göktürk ve Süleyman Önal’ın adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını sert bir dille eleştiren Çoban, benzer cezasızlık uygulamalarının Gülistan Doku arama çalışmaları sırasında cansız bedenine ulaşılan Esma Kılıçarslan dosyasında da tekrarlandığını ifade etti.

Etkin Soruşturma Ve Gerçek Adalet Çağrısı

Açıklamanın son bölümünde komisyon adına temel adalet talepleri dile getirildi. Gülistan Doku’nun akıbetinin net biçimde aydınlatılması, nerede olduğunun duyurulması ve cenazesinin ailesine derhal teslim edilmesi istendi. Olayda ihmali, fail sıfatı ve delil karartma rolü bulunan her kademedeki şahsın tutuklanarak yargılanması, adli kontrolle serbest bırakılan kişilerin etkin şekilde soruşturulması ve Doku ailesini hedef alan tehditlerin üzerine gidilmesi talep edildi. Rojin Kabaiş dosyasına da işaret eden açıklamada, dosyadaki tüm kısıtlılık kararlarının kaldırılması, 19 aydır işlemi aksatan ve failleri gizleyen tüm mekanizmaların yargı önüne çıkarılması, maktulün bedeninde saptanan iki erkeğe ait DNA örneklerinin kime ait olduğunun kamuoyuna ilan edilmesi, delil niteliğindeki cep telefonunun incelenmek üzere ivedilikle açılması, Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmayı Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesi kapsamında nitelikli cinsel saldırı temelinde genişletmesi, İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu’nun bağımsız ve yeni bir rapor düzenlemesi ve son olarak devlet organlarının kadınların yaşam hakkını koşulsuz temin etme görevini eksiksiz yerine getirmesi çağrısında bulunuldu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK HABERLER

BİZİ TAKİP EDİN

289,397BeğenenBeğen
2,317TakipçiTakip Et
20,344TakipçiTakip Et
1,237AboneAbone Ol
- Reklam -

EN SON HABERLER