Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu (HABF), kamuoyuna yansıyan bir video kaydında bir insan topluluğunun kimliği ve kökeni üzerinden hedef alınmasına sert tepki gösterdi.
HABER MASASI – Yayımlanan yazılı açıklamada, nefret dili içeren ifadelerin “talihsiz bir söz” ya da “ifade özgürlüğü” denilerek geçiştirilemeyeceği vurgulanırken; demokratik kitle örgütleri, medya kuruluşları ve siyasi aktörler ırkçılık karşısında sorumluluk almaya davet edildi.
HABF’nin Açıklamasının Tam Metni:
“Irkçılığa, Ayrımcılığa Ve Nefret Siyasetine Geçit Vermeyeceğiz!
Son günlerde kamuoyuna yansıyan video kaydında, bir insan topluluğunun kimliği, kökeni ve aidiyeti üzerinden aşağılayıcı, ötekileştirici ve insan onurunu hedef alan ifadelerin kullanıldığını görüyoruz.
Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu olarak bu ifadeleri “talihsiz bir söz”, “kişisel yorum” veya “söylem özgürlüğü” diyerek geçiştirmiyoruz.
Açıkça söylüyoruz: Bu dil ırkçıdır. Bu dil ayrımcıdır. Bu dil nefret söylemidir. Ve biz bu dili reddediyor, kınıyor ve normalleştirilmesine karşı açıkça mücadele ediyoruz. Bir halkı, etnik topluluğu, inanç grubunu veya herhangi bir insan topluluğunu kimliği nedeniyle aşağılamak, değersizleştirmek ve topluca hedef göstermek eleştiri değildir. Bunun adı ayrımcılıktır.
Devlet Politikaları Halkların Kimliği Değildir!
Bir devletin hükümeti, ordusu, siyasi kararları ve dış politikası eleştirilebilir. Ancak herhangi bir devletin politikalarını gerekçe göstererek o devletle özdeşleştirilen bir halkı, etnik topluluğu veya inanç grubunu topluca suçlamak ve aşağılamak kabul edilemez.
Bir devlet başka şeydir, bir halkın kimliği başka.
Siyasi eleştiri başka şeydir, ırkçı nefret başka.
Bu ayrımı bilerek ortadan kaldıran ve halkları topluca hedef alan söylemlerin karşısında duracağız.
“İfade Özgürlüğü” Irkçılığın Sığınağı Olamaz!
Ancak ifade özgürlüğünü, insanların kimlikleri nedeniyle aşağılanmasına, toplulukların hedef gösterilmesine veya nefret söyleminin yayılmasına dokunulmazlık sağlayan bir kalkan olarak görmüyoruz. Özgürlük, ayrımcılığa dokunulmazlık sağlamaz.
Milyonlarca insana ulaşan platformlarda kullanılan sözlerin toplumsal etkisi vardır. Kamuoyuna mal olmuş kişilerin ve kurumların kullandığı dilin sorumluluğu vardır. Bu nedenle hiçbir ırkçı ifade “söylendi ve geçti” denilerek kapatılmamalıdır. Sözün sahibi sorumluluk almalıdır.
Sorumluluk Alınmalıdır!
Buradan açıkça ifade ediyoruz:
Irkçı ve aşağılayıcı ifadelerin sahibi, söylediklerinin arkasında durmak yerine toplumdan açıkça özür dilemeli ve sorumluluk almalıdır. Bu tür söylemleri meşrulaştıran, küçümseyen veya “büyütülecek bir şey yok” diyerek geçiştiren kişi ve kurumlar da kendi tutumlarını sorgulamalıdır.
Kamuoyuna ulaşan nefret söylemlerinin normalleştirilmesine karşı ilgili kurumların da sessiz kalmaması gerektiğini düşünüyoruz.
Sessizlik tarafsızlık değildir. Irkçılık karşısında sessiz kalmak, ırkçılığın alanını genişletir. Bu nedenle demokratik toplumun bütün kurumlarını, medya kuruluşlarını, siyasi aktörleri ve kamuoyunu bu konuda sorumluluk almaya çağırıyoruz.
Biz Aleviler Olarak Neden Susmuyoruz?
Çünkü biz ayrımcılığın ne olduğunu biliyoruz. Kimliğimiz, inancımız ve kültürümüz nedeniyle tarih boyunca dışlanmanın, inkârın ve baskının ne anlama geldiğini biliyoruz. Bu nedenle bugün başka bir topluluğa yönelen ayrımcılık karşısında susmak, kendi tarihimize ve mücadelemize de sırt çevirmek olur.
Bizim mücadelemiz “bize dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışına dayanmaz.
Bizim mücadelemiz, herkes için eşitlik mücadelesidir.
Tavrımız Nettir!
Irkçılığı Ve Ayrımcılığı Normalleştirmeyeceğiz!
İnsan Onurunun Aşağılanmasına İzin Vermeyeceğiz!
Nefret Dilinin Karşısında Duracağız.
Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu”

