Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümü nedeniyle Almanya’da kitlesel bir anma programı gerçekleştirildi. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) Eyalet Temsilciliği tarafından düzenlenen etkinlik, Köln Katedrali önündeki Roncalliplatz’ta yapıldı.
HABER MASASI – Bölge Cemevleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcilerinin yer aldığı anma, katledilen 33 can anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Necla Arslan Ana’nın delili uyandırıp gülbang okumasının ardından program, kurumsal temsilcilerin konuşmalarıyla devam etti.
“Hatırlamak Bir Direniştir”
Anma kürsüsünde söz alan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Başkanı Deniz Kutlu, Madımak Katliamı’nın geçmişte kalmış bir olay olarak görülemeyeceğini belirterek, bu acının insanlık vicdanında hâlâ kanayan bir yara olduğunu ifade etti. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının asla kabul edilemeyeceğini vurgulayan Kutlu, unutmanın bir ihanet, susmanın ise suça ortaklık anlamına geldiğini söyleyerek yaşamını yitirenleri anmanın tarihsel ve insani bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.
“Yas Değil Adalet Mücadelesi”
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Ufuk Çakır ise Roncalliplatz’taki kalabalığa seslenerek, bu buluşmanın sadece bir yas tutma organizasyonu olmadığını, doğrudan bir adalet talebi taşıdığını vurguladı. Sivas’ta yaşananların münferit bir olay olmadığını, Alevilere yönelik tarihsel saldırılar zincirinin bir parçası olduğunu belirten Çakır, cezasızlık politikalarına tepki gösterdi. Çakır ayrıca, Almanya’da yaşadığı bilinen Madımak hükümlülerine dikkat çekerek, katliama ve pogroma katılan faillerin oturma izinleriyle korunmaması gerektiğini, insanlığa karşı suç işleyenlerin devlet sınırlarının arkasına saklanamayacağını ve haklarındaki kesinleşmiş hükümler uyarınca hesap vermeleri gerektiğini söyledi.
İnsanlığın Ortak Yarası
Etkinlikte MARDEF Kadın Meclisi adına hazırlanan ortak açıklamayı Melek Karaboyun okudu. Madımak’ta sadece insanların değil; sevginin, kardeşliğin, sanatın, bilimin, düşünce özgürlüğünün ve birlikte yaşama umudunun hedef alındığı belirtilen açıklamada, bu katliamın demokrasiye ve insan haklarına inanan herkesin ortak yarası olduğu ifade edildi. Toplumsal barışın ancak geçmişle samimi bir yüzleşme, hukukun üstünlüğü ve nefret söylemine karşı ortak mücadeleyle mümkün olabileceğini belirten MARDEF Kadın Meclisi, bir daha hiçbir insanın inancı, kimliği ve düşüncesi nedeniyle hedef gösterilmemesi için laiklik, eşit yurttaşlık ve insan hakları mücadelesini büyüterek sürdüreceklerini ilan etti.



