Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Gezi Parkı eylemlerinin 13. yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı.


HABER MASASI – Türkiye’nin dört bir yanında daha özgür, eşit ve adil bir ülke talebiyle milyonların sokağa döküldüğü o tarihi günlerin hatırlandığı açıklamada, Gezi’nin çok renkli ve çok sesli yapısına vurgu yapıldı. Farklı uluslardan, inançlardan, kimliklerden, dillerden, kuşaklardan, cinsiyetlerden ve cinsel yönelimlerden insanların bir araya gelerek sesini yükselttiği belirtilen açıklamada, Gezi’yi tek bir kalıba sığdırmanın imkânsızlığı ifade edildi.
Farklılıkların Ortak Ses Çıkardığı Tarihi Eşik
Açıklamada, ekoloji hassasiyetinden kadın sorununa, ekonomik taleplerden inanç özgürlüğüne kadar çok geniş bir yelpazedeki sorunların Gezi’de dile getirildiği aktarıldı. Asimilasyon politikalarına, gençliğin geleceksizleştirilmesine, gerici eğitim müfredatına ve hukuksuzluğa karşı duran kitlelerin, tüm farklılıklarına rağmen bir arada durabilmeyi başardığı aktarıldı. Gezi’nin sosyoekonomik temelli hareketlere yeni bir soluk ve sıra dışı bir perspektif kazandırdığı dile getirilirken; eylemlerin kimileri tarafından isyan, kimileri tarafından başkaldırı ya da halk hareketi olarak nitelendirildiği, ancak hangi isim verilirse verilsin bu muazzam birlikteliği tam anlamıyla anlatmaya yetmeyeceği vurgulandı.
Gezi’de Yitirilen Canlar Saygıyla Anıldı
Gezi sürecini “yarin yanağından gayrı her şeyde ve her yerde ortaklaşmanın adı” olarak tanımlayan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, bu hareketi bestelenmemiş bir şarkıya, yarım kalmış bir türküye ve okunmayı bekleyen bir şiire benzetti. Süreç içerisinde hayatını kaybedenlerin anısı önünde saygıyla eğildiklerini belirten konfederasyon yönetimi, yitirilen canların adlarının hafızalarda, yüzlerinin ise kalplerde taşındığını bildirdi. Gezi ile başlayan bu soluğun ve umudun, ardıllarının sarsılmaz inancıyla tüm zorlu yokuşları aşacağı inancı paylaşıldı.
Geleceğin Cesaret Ve Kararlılıkla Kurulacağı Vurgusu
Geleceğe dair umutlu mesajların da yer aldığı metinde, yarınların bir gecede Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile üniversite kapatanların değil; polis barikatını aşıp Saraçhane’ye ulaşan öğrencilerin cesaretiyle geleceğine dikkat çekildi. Gerçek yarınların; toprağı, suyu ve havası için mücadele eden çevrecilerin, şiddete karşı en temel hakları için sesini yükselten kadınların ve emeği sömürülen maden işçisinin hakkını söke söke alma kararlılığında gizli olduğu ifade edildi. Açıklama, geleceğin ellerde şekilleneceği ve “Rızalık Şehri” fikriyatının gerçeğe dönüştürüleceği güne duyulan özlemle ve aşkı muhabbetlerin sunulmasıyla son buldu.
