19.4 C
İstanbul
11 Haziran 2026, Perşembe

Avrupa Sokakları Türkiye’de “Demokrasi“ İçin Yürüdü: Diasporadan CHP’ye Kitlesel Destek

Haber Masası
Haber Masası
Aradığımız gerçek, bulduğumuz ve bildiğimiz, güvendiğimiz yegane şey gerçek. Yol TV halkındır ve her dem gerçek!

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihinde aldığı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı’nı “mutlak butlan“ kapsamında geçersiz sayarak Genel Başkan Özgür Özel’i görevden uzaklaştırdığı karar, Avrupa’da adeta bir deprem etkisi yarattı.

HABER MASASI – Resmi Avrupa Birliği (AB) organlarından önde gelen Alman medya kuruluşlarına, uluslararası siyasi çaylardan Avrupa’daki Türk sivil toplum örgütlerine kadar çok geniş bir yelpazede yankı bulan bu gelişme, „yargı darbesi“ ve „demokrasiye müdahale“ olarak nitelendirildi. Kararın ardından Brüksel ve Berlin hattında Türkiye’de hukuk devleti ile demokratik standartlara ilişkin tartışmalar yeniden alevlenirken, halihazırda kırılgan olan Ankara-Brüksel ilişkilerinin daha da zorlu bir viraja girdiği yorumları yapılıyor. Avrupa genelindeki siyasi analizlerde bu hamle, muhalefet üzerindeki baskının dozunu artıran ve demokratik siyasetin işleyişini açıkça tehdit eden bir süreç olarak değerlendiriliyor.

Brüksel Ve Strazburg Hattında “Yargı Bağımsızlığı“ Tartışması

Avrupa Birliği’nin dış politikasını yürüten Avrupa Dış İlişkiler Servisi (EEAS), kararın hemen ardından yayımladığı yazılı açıklamada Türkiye’ye yönelik çok net uyarılarda bulundu. Türkiye’nin bir AB aday ülkesi ve Avrupa Konseyi’nin köklü bir üyesi olduğunu hatırlatan EEAS, ülkenin en yüksek demokratik standart ve uygulamaları sürdürmekle yükümlü olduğunu vurguladı. Açıklamada, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve temel haklara saygının AB üyelik sürecinin tam merkezinde yer aldığı belirtilerek, hukuki ve idari süreçlerin muhalefet partilerini ve siyasetçileri sindirmek ya da siyasi rekabeti engellemek amacıyla kullanılmaması gerektiğinin altı çizildi.

Benzer bir tepki de yerel ve bölgesel yönetimlerin temsil edildiği Avrupa Bölgeler Komitesi’nden (CoR) geldi. CoR Başkanı Kata Tüttő ile CoR Türkiye ile İlişkiler Çalışma Grubu Başkanı Jelena Drenjanin imzasıyla yayımlanan ortak bildiride, Özgür Özel’in görevinden geçici olarak uzaklaştırılmasının Türkiye’de demokratik muhalefetin işleyişine dair derin endişeler doğurduğu ifade edildi. İkilinin açıklamasında, hukukun üstünlüğü, demokratik kurumlara saygı ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin temel unsurları olmaya devam ettiği hatırlatıldı.

Avrupa Parlamentosu’ndan Sert Tepki: “Otoriter Bir Sistemin Yol Haritası“

Avrupa Parlamentosu (AP) cephesinde ise eleştirilerin dozu oldukça yüksekti. AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, mahkemenin verdiği „mutlak butlan“ kararını çok sert sözlerle eleştirerek, Türkiye’nin karanlık bir döneme girdiğini savundu. Bu gelişmeyi, ana muhalefet partisinin ortadan kaldırılmasına yönelik iyi hazırlanmış bir plan ve tam anlamıyla otoriter bir sistemin yol haritası olarak tanımlayan Amor, Avrupa Birliği’nin bu duruma artık kör ya da sessiz kalamayacağını belirtti. Diğer yandan AP üyesi İtalyan siyasetçi Dario Nardella da kararın ardından muhalefete destek vermek amacıyla bizzat İstanbul’a gittiğini kamuoyuna duyurdu. AP milletvekilleri genel olarak yaşanan süreci Türkiye’deki sistemli „otoriterleşme“ adımlarının bir devamı olarak gördüklerini saklamadı.

Küresel Ve Bölgesel Sosyal Demokrat Ağlardan Tam Dayanışma Mesajı

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in başkanlığını yürüttüğü Sosyalist Enternasyonal, CHP hakkındaki karar karşısında vakit kaybetmeden sert bir duruş sergiledi. Yapılan resmi açıklamada, kurultayın geçersiz sayılarak Özgür Özel’in genel başkanlık makamından uzaklaştırılmasının Türkiye’nin demokratik sistemine vurulmuş bir darbe niteliğinde olduğu ve kesinlikle kabul edilemeyeceği vurgulandı. Özgür Özel’in delegelerin iradesiyle seçilmesini geçersiz kılmanın hukuka aykırı olduğunu belirten örgüt, bu durumun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan başlayarak eşi benzeri görülmemiş sayıdaki muhalefet belediye başkanına kadar uzanan ve doğrudan siyasi muhalifleri hedef alan sistematik baskının bir parçası olduğunu ifade etti.

Avrupa Sosyalistler Partisi (PES) de benzer bir yaklaşımla, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde en güçlü siyasi rakiplerini tasfiye etmek amacıyla yargıyı bir araç olarak kullandığını iddia etti. PES, Özgür Özel’in görevden uzaklaştırılmasını „kabul edilemez“ olarak nitelendirirken, hem CHP hem de Özel ile tam bir dayanışma içinde olduklarını ilan etti.

Yeşiller Ve Demokratlar Grubu: “Avrupa Bu Hukuksuzluğa Gözlerini Kapatamaz“

Avrupa Yeşiller Partisi Eş Başkanları Vula Tsetsi ve Ciaran Cuffe imzasıyla paylaşılan bildiride, CHP kurultayının iptal edilmesinin Türkiye’de demokrasiye yönelik planlı bir müdahale olduğu savunuldu. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve yüzlerce muhalif siyasetçiye yönelik ardı arkası kesilmeyen operasyonların hatırlatıldığı açıklamada, son mahkeme kararının çok daha geniş bir siyasi baskı modelinin parçası olduğu uyarısı yapıldı.

AB entegrasyonunu destekleyen merkezci Avrupa Demokratları Partisi ise Türkiye’nin sadece coğrafi bir komşu değil, aynı zamanda bir NATO ortağı, AB aday ülkesi ve Avrupa Konseyi üyesi olduğunu anımsatarak, tam da bu niteliklerinden dolayı Avrupa’nın yaşananlara gözlerini kapatamayacağını belirtti. Açıklamada, yargı mekanizmasının muhalefeti yeniden dizayn etmek ve sandıktan çıkan seçilmiş liderleri susturmak amacıyla bir silah gibi kullanılamayacağı ifade edildi.

Alman Diplomasisi Endişeli, Medya İse Manşetlerden Duyuruyor

Almanya’daki siyasi ve diplomatik çevrelerde de Türkiye’deki gelişmeler yakından ve endişeyle takip ediliyor. Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul, bir ana muhalefet liderinin yargı tasarrufuyla görevden alınmasının son derece endişe verici olduğunu belirterek Avrupa genelindeki eleştiri korosuna katıldı. Alman Dışişleri kaynakları, demokratik süreçlerin ve çok sesliliğin korunmasının önemine dikkat çekerken, bu durumun Avrupa-Türkiye ilişkilerinde yeni gerilim hatları yaratabileceğini öngörüyor.

Alman medyası da gelişmeyi ilk sıralardan ve analizlerle okuyucularına aktardı:

ZDF: “Türkiye’de yargı bir yılı aşkın bir süredir ana muhalefet partisi CHP ile uğraşıyor; sert önlemler alarak yüzlerce parti üyesini ve çok sayıda belediye başkanını tutukladı.“

ARD: “CHP içerideki yapısal tartışmaların yanı sıra dışarıdan da büyük bir baskı altında. İşin dikkat çekici yanı, bu hukuki süreci eski partililerin başlatmış olmasıdır.“

Die Zeit: “Özgür Özel’in görevden alınmasıyla birlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önümüzdeki seçimlerde yeniden seçilme şansı önemli ölçüde artabilir.“

Handelsblatt: Ekonomi gazetesine konuşan siyaset bilimci Berk Esen’in “Bu, Türk siyasi tarihi için son derece karanlık bir gün“ sözlerini manşetine taşıyarak iç siyasi gerilimlerin yatırım güvenliği ve uluslararası piyasalar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.

Avrupa’daki Türk Göçmen Örgütlerinden Ve Federasyonlardan Sert Tepkiler

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) daha önceden planlanan kültürel etkinliklerinin rengini değiştirdi. AABF, 30 Mayıs tarihinde düzenleyeceğini duyurduğu BE ONE Festivali’ni doğrudan bu karara karşı siyasi bir protesto zeminine taşıyacağını ilan etti. Mahkemenin adımını „demokrasiye, halk iradesine ve toplumsal barışa yönelik açık bir saldırı“ olarak nitelendiren federasyon, tüm demokrat kitleleri ortak meydanda buluşmaya çağırdı.

Almanya merkezli Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), karara karşı çok sert bir bildiri yayımlayarak uluslararası topluma çağrıda bulundu. DİDF açıklamasında, „Ülkenin en çok oy alan ve Erdoğan’ın otoriter rejimini devirmeye aday olan bir partinin bu şekilde yargı eliyle teslim alınmasını asla kabul etmiyoruz. Demokrasiden, insan haklarından ve örgütlenme özgürlüğünden yana olan herkesi bu hukuksuz karara karşı net bir tutum almaya çağırıyoruz“ ifadelerine yer verdi. Federasyon, başta Almanya olmak üzere tüm Avrupa ülkelerini ve AB kurumlarını, Erdoğan rejimiyle kurdukları „kirli çıkar ilişkilerine“ derhal son vermeye davet etti.

Diaspora Sokakta: Almanya Kentlerinde “Mücadele Ve Dayanışma“ Yürüyüşleri

Mahkemenin „mutlak butlan“ kararı, Avrupa’da yaşayan Türk diasporasını ve CHP’nin yurt dışı örgütlerini de hızla harekete geçirdi. Almanya’nın Hannover, Berlin, Frankfurt ve Bielefeld gibi yoğun Türk nüfusuna sahip kentlerinde ardı ardına kitlesel toplantılar ve protesto eylemleri organize edildi.

Hannover’de CHP Gençlik Kolları tarafından Landtag (Eyalet Parlamentosu) yanındaki meydanda gerçekleştirilen protesto eyleminde konuşan Birlik Başkanı Mehmet Doğruyol, kararın bir irade gaspı olduğunu söyledi. Doğruyol, „Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde tek kişinin yönetiminden alınarak halka verilen egemenlik, bugün yeniden gasp edilmek isteniyor. Bizler bu hukuksuzluğa karşı mücadeleyi Hannover’den de kararlılıkla sürdüreceğiz“ dedi.

Berlin’de ise CHP Berlin Birliği, partinin genel başkanının ancak ve ancak delegelerin demokratik iradesiyle belirlenebileceğini, mahkeme salonlarında genel başkanlık tartışması yaratılmasının siyasi ahlaka sığmadığını belirtti. Birlik, bu doğrultuda 25 Mayıs tarihinde tarihi Rotes Rathaus (Kırmızı Belediye Sarayı) önünde geniş katılımlı bir dayanışma yürüyüşü gerçekleştirdi.

CHP Frankfurt Birliği de Avrupa’daki tüm sosyal demokrat güçleri ve demokratik kurumları acil koduyla dayanışmaya çağırdı. Bu çağrı neticesinde 23 Mayıs tarihinde Bockenheimer Depot’ta „Muhalefete Yapılan Darbeye Hayır!“ başlığı altında kitlesel bir miting düzenlendi.

CHP Yurt Dışı Gençlik Kolları da yayımladıkları ortak deklarasyonda ortak bir dil kullanarak, „Cumhuriyet Halk Partimize yönelik alınan bu antidemokratik kararı tanımıyoruz. Sandıkta yenemedikleri muhalefeti yargı koridorlarında şekillendirmeye çalışan bu anlayış; çoğulculuğu, demokratik siyaseti ve toplumsal barışı doğrudan tehdit etmektedir“ uyarısında bulundu.

Bielefeld’de Geniş Katılımlı Buluşma: “Son Kalemizi Teslim Etmeyeceğiz“

Karara karşı en organize tepkilerden biri de Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Bielefeld kentinde yaşandı. CHP Münster-Bielefeld Birliği’nin organizasyonuyla düzenlenen dayanışma toplantısı; DİDF, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Fikir Atölyesi Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Bielefeld ve Sosyal Demokrat Halk Dernekleri Federasyonu (HDF) yöneticileri ile üyelerini tek bir çatı altında getirdi.

Bölge Birlik Başkanı Yılmaz Gökçeltik’in selamlama konuşmasıyla açılan toplantıda tam bir birlik mesajı verildi. Toplantıda söz alan CHP Almanya Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Çelik, parti içi hesaplaşmaların iktidar yargısına taşınmasını sert bir dille eleştirerek, „Eski bir genel başkan, kaybettiği kongrenin ardından iktidarın güdümündeki yargıdan medet umarak partiyi ele geçirmeye çalışıyor; bu durum siyasi olarak kabul edilemez. CHP bizim son kalemizdir, onu teslim etmeyelim. Partimiz bu krizden daha da güçlenerek çıkacaktır“ diye konuştu.

Toplantıda söz alan gazeteci Mehmet Tanlı ise meselenin hukuki değil tamamen siyasi olduğunu vurgulayarak, „Anayasaya ve hukukun temel ilkelerine açıkça aykırı olan bu kararlara karşı direnmek her yurtseverin en doğal hakkı ve boyun borcudur. Bu haksızlığa karşı sesimizi her platformda yükseltmeliyiz“ dedi.

İmge Tekşen Karaçoban’ın sunumu, Banu Işık Lange ve Yılmaz Gökçeltik’in yönetiminde gerçekleştirilen toplantı, katılımcıların görüşlerini dile getirdiği serbest kürsü bölümüyle devam etti. Etkinliğin sonunda oylamayla kabul edilen ve kamoyuna okunan ortak basın bildirisinde, yaşanan bu „yargı darbesi“ karşısında demokratik Alman kurumları ve siyasi partileriyle hızla resmi temasa geçileceği, Avrupa genelindeki dayanışma eylemlerinin ise hiç ara verilmeden kararlılıkla sürdürüleceği ilan edildi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK HABERLER

BİZİ TAKİP EDİN

289,397BeğenenBeğen
2,317TakipçiTakip Et
20,344TakipçiTakip Et
1,237AboneAbone Ol
- Reklam -

EN SON HABERLER