Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 4 Mayıs Dersim Katliamı’nın yıl dönümü vesilesiyle “Osmanlı’dan Cumhuriyete Dersim: Tarih, Siyaset, Yaşam” başlıklı kapsamlı bir panel düzenledi.
HABER MASASI – Katliamda yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşuyla başlayan etkinlikte; tarihsel süreç, toplumsal travmalar ve güncel asimilasyon politikaları mercek altına alındı. Panelin moderatörlüğünü üstlenen araştırmacı-yazar Nesimi Aday, açılış konuşmasında Dersim’e yönelik askeri seferlerin tarihsel arka planına ve katliama giden yolda devletin hazırlık süreçlerine dikkat çekti.
Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Dersim Politikaları
Doç. Dr. Yalçın Çakmak, paneldeki konuşmasında Osmanlı Devleti’nin 16. yüzyıldan itibaren bölgedeki aşiretlere yönelik uyguladığı “böl-parçala-yönet” stratejisini anlattı. Çakmak, Dersim’in Osmanlı bürokrasisi tarafından “seferin olduğu ama zaferin olmadığı bir çıban” olarak görüldüğünü vurgulayarak, Osmanlı’dan Cumhuriyete kadar Dersim’in hep resmi otoritenin tesis edilmesi gereken bir yer olarak kodlandığını belirtti. 1933’te Seyid Rıza’nın oğlunun öldürülmesi ve sonrasında gelişen olayların devletin bölgedeki aşiretleri birbirine düşürme politikasının bir sonucu olduğunu ifade eden Çakmak, Cumhuriyetle birlikte bu bakış açısının inkar ve imha siyasetiyle devam ettiğini dile getirdi.
Kuşaklar Arası Travma Ve Ontolojik Güvenlik Kaybı
Prof. Dr. Gülnaz Karatay, katliamın toplum ruh sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini travma kavramı üzerinden değerlendirdi. Dersim halkının her on yılda bir yeni bir travmayla karşı karşıya kaldığını belirten Karatay, güvenlikçi politikaların ve ekolojik tahribatın kronik stres yarattığını ifade etti. Yaşanan baskıların bireylerde ontolojik güvenlik kaybına yol açtığını ve araştırmaların üç farklı kuşağın da devleti aynı baskıcı yapı olarak algıladığını gösterdiğini vurgulayan Karatay, bu toprakların hem bir travma sahnesi hem de bir şifa mekanı olduğunu, ancak sürekli tetikte olma halinin göçü tetiklediğini sözlerine ekledi.
Cemevi Başkanlığı’na Tepki Ve Hesaplaşma Çağrısı





Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevi inancının tarih boyunca egemenler için bir tehdit olarak görüldüğünü savundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Cemevi Başkanlığı’nın 4 Mayıs’ta düzenleyeceği “Dedeler Zirvesi”ni eleştiren Mat, katledilen canlar anılırken aynı tarihte dedelere maaş pazarlığı yapılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Dersim’deki bazı cemevlerinin devletin karakolu gibi hareket etmesine tepki gösteren Mat, gerçek bir hesaplaşmanın çocukların kendi anadillerini konuşamadığı bu sistemle başlaması gerektiğini vurguladı. Panelin sonunda, Alevilerin örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması ve inançsal değerlerin korunması için ortak mücadele çağrısı yapıldı.
Hüseyin Mat’tan Teşekkür Açıklaması
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, panel sonrası sosyal medya hesabından şu teşekkür açıklamasında bulundu:
“Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından organize edilen “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Dersim” konulu panele katıldık. Tarihsel hafızamızı tazeleyen, geçmişle yüzleşmenin önemini bir kez daha hatırlatan bu anlamlı buluşmada emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Ardından, uzun yıllardır gidemediğimiz ve bugün adeta bir kalekol gibi işleyen bir kamu kurumu hâline getirilen Cemevi’nde Dersim Pirler Meclisi tarafından verilen lokma paylaşımına katıldık. Bu buluşma, yalnızca bir paylaşım değil; aynı zamanda hafızamıza, inancımıza ve değerlerimize sahip çıkmanın da bir ifadesiydi. Dersim Tertelesi’nde katledilen canlarımızı anarak, onların hatırasını yaşatmak adına delilerimizi uyandırdık. Acının, yasın ve direncin iç içe geçtiği bu anlarda bir kez daha gördük ki; unutmamak ve unutturmamak en büyük sorumluluğumuzdur. Bu anlamlı günde emeği geçen, katkı sunan ve yüreğiyle orada olan herkese teşekkür ediyorum.”
