15.3 C
İstanbul
18 Mayıs 2026, Pazartesi

Bu Bir Ütopya Değil, İnsanlık Unutmayı Seçti

Haber Masası
Haber Masası
Aradığımız gerçek, bulduğumuz ve bildiğimiz, güvendiğimiz yegane şey gerçek. Yol TV halkındır ve her dem gerçek!

“Bize hep “birlikte yaşamak zor” dediler. Farklı olanın tehdit olduğunu söylediler. Oysa ben biliyorum; en büyük tehdit, insanın kalbini kapatmasıdır. Çünkü biz farklılıklarla büyüdük. Aynı sofrada farklı dillerin konuşulduğunu, aynı acının farklı yüzlerle yaşandığını gördük. Ve öğrendik ki, insan insana benzediği için değil, insan olduğu için değerlidir.” AABK Eşit Başkanı Filiz Çağlar Selçuk yazdı✍️

Farklılıkların tehdit olarak görülmediği bir dünyayı hayal ediyoruz. İnsanların birbirine benzemek zorunda olmadığı, aksine her farklılığın bir renk, bir ses, bir zenginlik olarak kabul edildiği bir dünya… Bu dünyada kimse kimliğinden, dilinden, inancından ya da düşüncesinden dolayı dışlanmaz. Çünkü biliriz ki çeşitlilik, insanlığın en büyük gücüdür.

Ama bu bir hayal değil. Bu bir ütopya hiç değil…
Ben bir Alevi kadın olarak bunu bir düş gibi anlatamam. Çünkü biz hakikatten kopuk değiliz; biz o hakikatin içinden geliyoruz. Acının içinden, yok sayılmanın içinden… ama buna rağmen birbirine tutunmanın, affetmenin ve yeniden kurmanın içinden.

Bize hep “birlikte yaşamak zor” dediler. Farklı olanın tehdit olduğunu söylediler. Oysa ben biliyorum; en büyük tehdit, insanın kalbini kapatmasıdır. Çünkü biz farklılıklarla büyüdük. Aynı sofrada farklı dillerin konuşulduğunu, aynı acının farklı yüzlerle yaşandığını gördük. Ve öğrendik ki, insan insana benzediği için değil, insan olduğu için değerlidir.

Bu yüzden bizim dünyamızda “barış” kelimesi bile bugünkü anlamını kaybeder. Çünkü barış, sadece çatışmanın yokluğu değildir. Barış; kırıldıktan sonra yeniden konuşabilmektir. Barış; sırtını dönmek yerine ertesi gün kapıyı çalabilmektir. Barış; anlamayı seçmektir, affetmeyi seçmektir. Bizim hayatımızda barış, ulaşılacak bir hedef değil, zaten yaşanan bir gerçektir.

Ben barışı büyük ve uzak bir kavram olarak görmüyorum. Barış, birbirine kırılıp ertesi gün “gel otur” diyebilen annede var. Komşunun kapıyı yeniden çalmasında var. Gözyaşını saklamadan ama kin tutmadan yaşayabilende var. Barış, gündelik hayatın içinde, küçük ama derin bir direniş gibi yaşıyor.

Kadınlar bunu daha iyi bilir. Çünkü biz kırılanı onarmayı öğrendik. Dağılanı toplamayı, susanı konuşturmayı, kopanı bağlamayı… Biz hayatı taşıyan tarafız. Bu yüzden biliyoruz ki; yok etmek kolaydır, yaşatmak ise emek ister. Ve biz o emeği her gün veriyoruz.

Bu dünya aynı zamanda doğayla kurduğumuz bağda da kendini gösterir. İnsan, doğanın sahibi değil, bir parçasıdır. Ama biz bunu sadece söylemeyiz, hissederiz. Bir ağacın kesilmesi bizde sadece bir görüntü değildir; bir eksilmedir. Bir derenin kirlenmesi sadece bir çevre sorunu değil, bir vicdan meselesidir. Çünkü biz biliriz; doğa yoksa biz de yokuz. Yaşam sadece insana ait değildir, her can bu ortak hikâyenin bir parçasıdır.

Savaşların olmadığı bir dünya uzak değil. Çünkü savaş dediğimiz şey, önce insanın içinde başlar. Kalp kapandığında, dil sertleştiğinde, insan insanı “öteki” gördüğünde başlar. Ama aynı şekilde, barış da insanın içinde başlar. Eğer insan kalbini açarsa, dünya da değişir. Eğer insan karşısındakini tehdit değil “can” olarak görürse, hiçbir silahın anlamı kalmaz.

Biz böyle bir dünyayı sadece hayal etmiyoruz. Biz onu zaten yaşıyoruz, küçük anlarda, sessiz direnişlerde, görünmeyen iyiliklerde… Ve biliyoruz ki bu düşünce büyüdükçe, yaygınlaştıkça, dünya da dönüşecektir. Çünkü dünya, onu nasıl gördüğümüzle şekillenir. Eğer farklılıkları zenginlik olarak görürsek, doğayı korumayı bir yük değil bir değer olarak benimsersek ve affetmeyi zayıflık değil olgunluk sayarsak, o zaman savaşsız, yıkımsız ve gerçekten insanca bir dünya mümkündür Sadece insanlığın bunu hatırlaması gerekiyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK HABERLER

BİZİ TAKİP EDİN

289,397BeğenenBeğen
2,317TakipçiTakip Et
20,344TakipçiTakip Et
1,237AboneAbone Ol
- Reklam -

EN SON HABERLER