ORTADOĞU’DA BÖLÜNEN ÜMMET, YENİDEN ÇİZİLEN HARİTA
Ortadoğu bir kez daha yanıyor. Ama bu kez savaş sadece füzelerle, İHA’larla, uçak gemileriyle yürümüyor. Aynı zamanda zihinlerde, mezheplerde ve hafızalarda yürüyor.
İsrail – ABD – İran hattında yaşanan savaş, sadece jeopolitik değil; İslam dünyasının yüzlerce yıllık fay hattını yeniden açığa çıkardı. Bugün Müslüman coğrafya fiilen ikiye bölünmüş durumda: ABD–İsrail eksenine yakın duranlar ve İran’ın etrafında kümelenenler. Bu tablo yeni değil. Ama bu kadar açık hiç olmamıştı.
Şİİ HİLALİ: TARTIŞMALI BİR COĞRAFİ GERÇEKLİK
“Şii Hilali” kavramı ilk kez 2004’te Ürdün Kralı II. Abdullah tarafından dile getirildi. İran’dan başlayıp Irak, Suriye ve Lübnan’a uzanan etki hattını tanımlıyordu.
Bu hattın merkezinde: İran, Irak, Suriye, Lübnan bulunuyor. İran, devrim sonrası geliştirdiği “direniş ekseni” stratejisiyle bu hattı bir güvenlik kuşağına dönüştürdü.
Bu yapı sadece mezhebi değil; askeri, ekonomik ve ideolojik bir blok hâline geldi.
Bugün İsrail ile savaşan yapıların önemli bir bölümü bu eksenin içinden çıkıyor.
YEŞİL KUŞAK: SOĞUK SAVAŞ’IN GÖLGESİ
“Yeşil Kuşak” ise Soğuk Savaş döneminde Zbigniew Brzezinski tarafından formüle edilen stratejinin adıdır. Amaç neydi?
Sovyetler Birliği’ni çevrelemek için İslamcı bir kuşak oluşturmak. Afganistan’da desteklenen mücahitler, Pakistan hattı, Orta Asya ve Türkiye üzerinden oluşturulan siyasal İslam ekseni… Bu proje Sovyetleri zayıflattı.
Ama Ortadoğu’yu mezhepsel ve ideolojik kamplara böldü. Bugün yaşanan bölünmenin arka planında bu mühendisliğin izleri var. Daha sonra ortaya çıkan radikal İslami birçok terör örgütünde bu mühendisliğin payı büyüktür. (HTŞ, FETÖ, IŞİD vb. irili ufaklı örgütler.)
TÜRKİYE NEREDE DURUYOR?
Türkiye, tarihsel olarak Sünni çoğunluğa sahip bir ülke. Gazze meselesinde sert İsrail karşıtı söylem kullanıyor. (Fakat 2025 yılında İsrail ile 9 buçuk milyar dolarlık ticaret yaptığının belgeleri Türkiye basınında geniş yer buldu.) Ayrıca NATO üyesi. ABD ile stratejik bağlarını koparmıyor. Suriye’de, Irak’ta ve Körfez’de İran destekli blokla değil; daha çok Sünni eksenli aktörlerle hareket ediyor. Bu yüzden Türkiye, Şii hilalin içinde değil.
Ama tam anlamıyla ABD–İsrail bloğunda da değil; bazı alanlarda (Suriye ve Gazze’nin yeniden inşasında) birlikte hareket ediyor. Göreceli, ikili bir denge siyaseti yürütüyor.
Sorun şu:
Bu denge ne kadar sürdürülebilir?
MÜSLÜMANLAR NEDEN BÖLÜNDÜ?
Asıl kırılma mezhep değil. Asıl kırılma şu soruda:
İran emperyalizme karşı bir direniş mi yürütüyor? Yoksa bölgesel güç mücadelesi mi veriyor? Bir kesim İran’ı “direnişin merkezi” olarak görüyor. (Buna bazı sosyalist gruplar da dâhil.) Diğer kesim ise bunu mezhebi yayılmacılık olarak okuyor. Bu yüzden İsrail–ABD savaşında bile ortak bir İslam tutumu ortaya çıkmıyor. Ümmet fikri retorikte var.
Gerçekte ise herkes kendi jeopolitiğinin peşinde.
YENİ ORTADOĞU HARİTASI MI ÇİZİLİYOR?
Bu savaş sadece askeri değil; düzen kurucu bir savaş olabilir. Eğer İran zayıflarsa: Şii hilal kırılabilir ve Sünni blok güçlenebilir. İsrail bölgesel üstünlüğünü kalıcılaştırabilir.
Eğer İran direnirse: Uzun süreli vekâlet savaşları yayılır. Lübnan, Irak ve Suriye daha fazla istikrarsızlaşır. Körfez ülkeleri daha net saf tutmak zorunda kalır. Bu çatışma 3–5 aylık değil. Birkaç yıl sürebilecek bir yeniden dizayn sürecinin başlangıcı olabilir.
MEZHEP Mİ, JEOPOLİTİK Mİ?
Bugün Müslümanlar ikiye bölünmüş gibi görünüyor. Bu ayrım aslında mezhebi değil; güç merkezli. Kim güvenliği kiminle sağlayacak? Kim ekonomik çıkarını nerede koruyacak? Kim hangi küresel güce yaslanacak? Şii hilali ve yeşil kuşak aslında iki büyük stratejinin adı:
Bunlar, İran merkezli bölgesel güvenlik kuşağı ve ABD merkezli çevreleme ve denge stratejisidir. Yani Ortadoğu yine bir satranç tahtası.
Ve Müslüman toplumlar bir kez daha oyuncu değil, taş olma riskiyle karşı karşıya.
Asıl soru şu:
Bu bölünme geçici bir konjonktür mü, yoksa İslam dünyasının kalıcı fay hattı mı?
Cevap sadece Tahran’da, Ankara’da, Washington’da ya da Tel Aviv’de değil.
Cevap, sokaktaki insanların hangi kimlikle hareket edeceğinde saklı:
*Mezhep mi?
*Ulus mu?
*Yoksa yeni bir eşitlikçi, özgürlükçü ortak siyasal akıl mı?

