6 Şubat 2023 sabahı saat 04.17’de duran saatlerin üzerinden tam üç yıl geçti. Ancak ne gidenlerin acısı dindi ne de o enkazların altından yükselen adalet çığlığı karşılık bulabildi.
HABER MASASI – Türkiye, modern tarihinin en büyük yıkımlarından birini yaşarken, geçen bin küsur günde geriye kalan; barınma krizine mahkûm edilmiş binlerce aile, henüz akıbeti bilinmeyen kayıplar ve hukuk önünde hesap vermekten kaçan sorumlular oldu

Devletin Gecikmesi ve Sivil Toplumun İradesi
Depremin ilk kritik saatlerinde “nerede bu devlet?” sorusu, gökyüzüne yükselen feryatlara karıştı. İktidarın bürokrasiye boğulmuş hantal yapısı, enkaz altındaki canlara ulaşmakta sınıfta kalırken; halkın yardımına yine halkın örgütlü gücü yetişti. Sivil toplum kuruluşları, gönüllüler ve madenciler, devletin koordinasyon yetmezliği içinde boğulduğu o ilk 48 saatte sahadaydı. Bugün gelinen noktada, o günkü koordinasyonsuzluğun faturası hâlâ hiçbir siyasi sorumlu tarafından üstlenilmiş değil.
Cezasızlık Zırhı: Müteahhitler ve Resmi Yetkililer
Adalet saraylarının koridorları, bugün çocuklarını, eşlerini, anne ve babalarını kaybeden ailelerin “adalet nöbetlerine” ev sahipliği yapıyor. Yıkılan binaların sorumlusu olan müteahhitlerin bir kısmı yargı önüne çıksa da, asıl büyük resim görmezden geliniyor.
Çürük binaları yasal kılıfa sokan siyasi irade nerede, altına imza attıkları projeler kağıttan kaleler gibi çöken yapı denetim firmaları ve yerel yönetim yetkilileri neden dokunulmazlık zırhıyla korunuyor, gibi sorular üç yıldır cevabını bekliyor.
Sorumluluk zincirinin en üst halkalarına uzanmayan her dava, kamu vicdanında yeni bir deprem yaratmaya devam ediyor.
Barınma Krizi ve Çevre Felaketi: Çözülemeyen Yarınlar
Üç yıl geçmesine rağmen konteyner kentlerde yaşam mücadelesi veren binlerce vatandaş için “konut projesi” vaatleri birer seçim malzemesinden öteye gidemedi.
Plansız enkaz kaldırma çalışmalarıyla tarım arazilerine, dere yataklarına dökülen asbestli molozlar, bölgeyi bir ekolojik felaketin eşiğine getirdi.
Hâlâ mezarı bile olmayan, akıbeti sorulmayan “kayıp” depremzedeler, bu büyük trajedinin en karanlık sayfası olarak duruyor.
Sonuç: Sınıfta Kalan Bir İktidarın Anatomisi
6 Şubat depremleri, sadece binaları değil, liyakatsizliğin ve denetimsizliğin inşa ettiği bir yönetim anlayışını da yıktı. Ancak iktidar, bu yıkımın sorumluluğunu almak yerine, süreci bir inşaat faaliyetine indirgemeyi tercih etti. Halkın gerçek ihtiyacı olan adalet, şeffaflık ve güvenli yaşam hakkı; siyasi beka hesaplarının gölgesinde bırakıldı. Üç yılın özeti şudur: Enkaz sadece sokaklardan kaldırıldı, vicdanlarda ve hukuk sisteminde ise hâlâ devasa bir yıkım bekliyor.
Fotoğraflar: Mahmut Akgül | Yol TV
