13.4 C
İstanbul
15 Şubat 2026, Pazar

Berlin’de “El-Şara” Krizi: Hukukçu Zeki Rüzgar’dan Alman Yargısına Çağrı

Haber Masası
Haber Masası
Aradığımız gerçek, bulduğumuz ve bildiğimiz, güvendiğimiz yegane şey gerçek. Yol TV halkındır ve her dem gerçek!

Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından geçici cumhurbaşkanı ilan edilen Ahmed el-Şara’nın (Ebu Muhammed el-Colani) 19 Ocak 2026’da Berlin’e yapacağı resmi ziyaret, Almanya’da hukuk ve siyaset dünyasını ayağa kaldırdı.

(Haber Masası) – Başbakan Friedrich Merz ve İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt tarafından kabul edilmesi beklenen el-Şara hakkında, insanlık suçları iddiaları gerekçesiyle yargı sürecinin başlatılması talep ediliyor.

Berlin’de Diplomatik ve Hukuki Yol Ayrımı

Alman basınında yer alan haberlere göre, Suriye’deki yeni dönemin aktörleriyle temas kurmak isteyen Federal Hükümet, el-Şara’yı Berlin’de ağırlamaya hazırlanıyor. Ancak bu hamle, el-Şara’nın geçmişteki terör faaliyetleri ve liderliğini yaptığı örgütlerin karıştığı iddia edilen insanlık suçları nedeniyle sert eleştirilerin hedefinde. Tartışmaların merkezinde ise Almanya’da yaşayan hukukçu Zeki Rüzgar’ın Alman yargı makamlarına yazdığı açık mektup yer alıyor.

​”Anayasal Bir Zorunluluk: Yargılama Kaçınılmaz”

Hukukçu Zeki Rüzgar, kaleme aldığı mektupta el-Şara’nın “Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist” statüsünde olduğunu hatırlatarak, Alman makamlarının bu ziyareti bir gözaltı ve yargılama fırsatına çevirmesi gerektiğini savundu. Rüzgar, Alman Anayasası’nın (Grundgesetz) insan onurunu koruyan maddelerine ve Uluslararası Ceza Kanunu’na (Völkerstrafgesetzbuch) atıfta bulunarak, “Hukukun üstünlüğü, siyasi çıkarların üzerinde tutulmalıdır,” mesajını verdi.

Rüzgar, mektubunda el-Şara’nın El-Kaide geçmişinden Hey’et Tahrîr eş-Şam (HTŞ) liderliğine kadar uzanan süreci detaylandırırken, Alman askerlerine karşı işlenen suçların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Hukukçu Zeki Rüzgar’ın Açık Mektubunun Tam Metni:

​”Basında yer alan haberlere göre, dünyaca tanınan bir teröristin 19 Ocak 2026 tarihinde Berlin’e gelmesi söz konusudur.

Bu kişi, Ahmed Ebu Muhammed el-Colani olarak bilinen Ahmed Hüseyin eş-Şara’dır. 29 Ekim 1982’de Riyad’da doğan, Suriye’nin Şam kentinde büyüyen eş-Şara, uzun yıllardır uluslararası kamuoyu tarafından terör faaliyetleriyle tanınmaktadır. Buna karşın, 29 Ocak 2025 tarihinden bu yana uluslararası bazı güçler tarafından Suriye Cumhurbaşkanı olarak tanımlandığı ifade edilmektedir.

Eş-Şara, Uluslararası Toplum Tarafından Terörist Olarak Tanımlanıyor

Eş-Şara, 2003 yılında Irak’ın işgaliyle başlayan çatışmalar öncesinde Irak El-Kaidesi’ne katılmış, yaklaşık üç yıl boyunca bu örgüt bünyesinde faaliyet göstermiştir. 2006 yılında ABD güçleri tarafından Irak’ta yakalanmış, aldığı ağır cezalara rağmen 2011 yılında serbest bırakılmıştır. Serbest bırakılmasının, Beşar Esad’a karşı Suriye’de başlayan isyanlarla aynı döneme denk gelmesi dikkat çekmiştir.

Basına yansıyan bilgilere göre, El-Kaide üzerinden sağlanan yüksek miktarda mali destekle Suriye’ye geçen eş-Şara, 2012 yılında El-Kaide’nin desteğiyle El-Nusra Cephesi’ni kurmuş ve örgütün liderliğini üstlenmiştir. Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi Suriye’de çıkarları bulunan bazı ülkelerin maddi ve siyasi destekleriyle, Suriye’nin İdlib kentinde fiili bir yönetim kurmuş, burada kontrolü ele almıştır.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Mayıs 2013’te eş-Şara’yı “Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist” ilan etmiş ve yakalanması için 5 milyon dolar ödül koymuştur. 2017 yılında, El-Nusra Cephesi’ni diğer cihatçı gruplarla birleştirerek Hey’et Tahrîr eş-Şam’ı (HTŞ) kuran eş-Şara, 2017–2025 yılları arasında bu örgütün liderliğini yapmıştır. HTŞ de çok sayıda insanlık suçuna ilişkin görüntülerle uluslararası kamuoyunun gündemine gelmiştir. Bu nedenle ABD, Mayıs 2018’de HTŞ’yi terör örgütü ilan etmiş, eş-Şara için belirlenen ödülü 10 milyon dolara yükseltmiştir.
​Birleşik Krallık (2017), Türkiye (2018) ve Avrupa Birliği (2020) de HTŞ ve eş-Şara’yı terör listelerine almıştır. Eş-Şara’nın liderliğini yaptığı örgütle birlikte işlediği binlerce sivilin hayatını kaybettiği insanlık suçları, Birleşmiş Milletler kayıtlarında da yer almaktadır. Hâlen eş-Şara ve HTŞ, BM, AB ve onlarca ülkenin terör listesinde bulunmaktadır.

Alman Anayasası, Bu Teröristin Yargılanmasını Öngörmektedir

Eş-Şara, Suriye ve Irak’taki faaliyetleri sırasında Alman Ceza Kanunu’nda (Strafgesetzbuch) yer alan çok sayıda maddeyi ihlal eden suçlar işlemiştir. Ayrıca, halen Halep ve diğer Suriye kentlerinde, onun emriyle insanlık suçlarının işlendiğine dair iddialar sürmektedir. Yetkisini Almanya’nın da tanıdığı Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından, eş-Şara hakkında yakalama kararı bulunduğu belirtilmektedir.

Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası’nın 1. maddesi, insan onurunun dokunulmazlığını güvence altına alırken; 2. maddesi, yaşam hakkı ve beden bütünlüğünü koruma altına almaktadır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, işkence, kötü muamele ve insan öldürme suçlarının evrensel nitelikte cezalandırılması gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır. Alman Ceza Kanunu’nun 5. maddesi, Alman devletine veya Alman kamu görevlilerine karşı işlenen suçların, suçun işlendiği yerden bağımsız olarak kovuşturulabileceğini düzenlemektedir.

Federal Almanya Cumhuriyeti’nin, Suriye’de faaliyet gösteren uluslararası koalisyonun bir parçası olduğu, bu koalisyonun hedef aldığı örgütler arasında HTŞ ve eş-Şara’nın da yer aldığı bilinmektedir. Bu kapsamda koalisyon unsurlarına karşı işlenen suçlar, koalisyonun tüm üyelerine karşı işlenmiş sayılmaktadır. Bu nedenle, eş-Şara’nın bu süreçte işlediği suçların Alman askerleri ve devlet yetkililerine karşı işlenmiş suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

Alman Hukuku Bu Tür Suçlar İçin Yetkilidir

Almanya’da yürürlükte olan Völkerstrafgesetzbuch (Uluslararası Ceza Kanunu) ve Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri, bu tür suçları işleyenlerin Almanya’da yargılanmasına imkân tanımaktadır. Dolayısıyla, eş-Şara’nın Almanya’ya gelmesi hâlinde yakalanarak yargı önüne çıkarılması için gerekli tüm hukuki koşullar mevcuttur.

Hukukun Üstünlüğü ve Direnme Hakkı

Eş-Şara’nın Alman federal makamlarının davetiyle Berlin’e gelmesi, yargı makamlarının sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Aksine, anayasal yükümlülükler bu noktada daha da belirgin hâle gelmektedir. Alman Anayasası’nın 20. maddesi, yargının yasa ve hukuka bağlılığını açıkça düzenlerken; 4. fıkrası, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik girişimlere karşı direnme hakkını tanımaktadır.

Bu çerçevede, insanlık suçlarıyla suçlanan bir kişinin cezasız kalmaması için gerekli hukuki adımların atılması, hem yargı makamlarının hem de kamuoyunun sorumluluğudur. Birçok kurum ve kişi, eş-Şara’nın Almanya’ya gelmesi hâlinde gözaltına alınması ve yargılanması için suç duyurusunda bulunmuştur. Alman yargı makamlarının, hukukun gereğini yerine getireceğine; Alman halkının da hukuk devleti ilkesine sahip çıkacağına inanmak istiyorum.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK HABERLER

BİZİ TAKİP EDİN

289,397BeğenenBeğen
2,317TakipçiTakip Et
20,344TakipçiTakip Et
1,237AboneAbone Ol
- Reklam -

EN SON HABERLER