Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS), Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) yönetiminin iktidara gelişinin birinci yılına ilişkin kapsamlı bir rapor yayımladı.
(Haber Masası) – Raporda, hem Suriye’nin son 14 yılına damga vuran savaşın arka planı hem de HTŞ rejiminin ilk 12 ayında yaşanan ağır insan hakları ihlalleri detaylı biçimde ele alındı.
Arap Baharı’ndan HTŞ Rejimine Uzanan Yol
Tunus’ta başlayarak tüm Ortadoğu’ya yayılan Arap Baharı’nın üzerinden 15 yıl geçti. 2011’de Dera’da başlayan protestolar Suriye’de iç savaşın fitilini ateşledi. On dört yıl süren yıkımın ardından 8 Aralık 2024’te Beşar Esad yönetimi çöktü ve iktidar HTŞ’ye geçti.
Ancak AHRS’nin değerlendirmesine göre, HTŞ’nin iktidar yılı savaşı bitirmedi; tam tersine yeni bir şiddet dalgası yarattı.
“Kökleri Yüzyıllara Dayanan Bir Nefret İdeolojisi”
Raporun giriş bölümünde HTŞ’nin Alevi ve Dürzî topluluklara yönelik şiddetinin yalnızca savaşın bir sonucu olmadığı belirtildi. AHRS açıklamasında, bugünkü saldırıların tarihsel bir zemine dayandığına dikkat çekildi:
“HTŞ rejiminin Alevi ve Dürzîlere yönelik sistematik şiddeti, 14. yüzyılda İbn Teymiye’nin bu toplulukların öldürülmesini ‘caiz’ ilan eden fetvalarına dayanıyor. Bu nefret ideolojisi yeniden canlandırılarak katliamların gerekçesi hâline getiriliyor.”
Örgütün, özellikle savunmasız bırakılan Alevi nüfusu “Esad rejiminden kalan suçlular” olarak damgalayıp hedef aldığı belirtildi.
HTŞ Liderliği: “Terörist Geçmişi Olan Bir Yapı”
Rapor, geçiş hükümetinin başındaki Ahmed el-Şeraa’nın (Ebu Muhammed el-Colani) geçmişine de dikkat çekti. AHRS, hem El-Nusra Cephesi’nin hem de HTŞ’nin BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararıyla terör örgütü olarak tanımlandığını hatırlattı.
Uluslararası araştırmalara göre:
HTŞ, 2017–2018 yıllarında sivillere yönelik en az 99 ağır saldırının faili.
Örgütün kontrol ettiği bölgelerde halk, yargısız infaz, işkence, keyfi tutuklama gibi uygulamalara maruz kalıyor.
ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırım listelerinde HTŞ ve El-Nusra mensupları “ağır kategori”de yer alıyor.
Bir Yıllık HTŞ İktidarı: “Etnik ve Dini Temizlik”
AHRS raporu, 8 Aralık 2024’ten bu yana Alevi ve Dürzî topluluklara yönelik sistematik saldırıların bütün büyük uluslararası insan hakları kurumları tarafından belgelendiğini vurguladı.
İhlaller arasında:
Özet infazlar
Çatışma bahanesiyle mülk yok etme
Kaçırma
Kitlesel gözaltılar
Kimliğe dayalı hedef alma
gibi ağır suçlar bulunuyor.
AHRS’ye göre Mart 2025 ve Temmuz 2025’te işlenen katliamlar soykırım niyeti taşıyor.
Suriye İnsan Hakları Ağı’nın verilerine göre:
Temmuz 2025 itibarıyla en az 4.300 sivil HTŞ rejimi ve müttefiki silahlı gruplar tarafından öldürüldü.
Bunların 2.069’u Alevi, 1.224’ü Dürzî sivil; çoğu birkaç gün içinde katledildi.
AHRS’den Birleşmiş Milletler’e: “Sorumluluk Alın”
Raporun sonunda uluslararası topluma güçlü bir çağrı yapıldı. AHRS, BM Genel Kurulu, üye devletler ve Güvenlik Konseyi’nden şu adımların atılmasını istedi:
- HTŞ ve müttefiklerinin işlediği suçlara ilişkin hesap verilebilirlik mekanizması kurulmalı.
- Aleviler, Dürzîler, Hristiyanlar ve Kürtler dahil tüm azınlıkların korunması garanti altına alınmalı.
- Uluslararası destekli insani yardım hatları acilen oluşturulmalı.
- IIIM ve COI gibi BM mekanizmalarını içeren bir “Suriye Kriz Komitesi” kurulmalı.
- HTŞ’nin yargı bağımsızlığını ortadan kaldıran anayasa ve ceza sistemi değiştirilmesi için baskı yapılmalı.
- Delil toplama ve koruma faaliyetleri desteklenmeli.
- HTŞ’nin etnik/dini temizliğini “Esad rejimiyle çatışma” olarak meşrulaştıran söyleme son verilmeli.
“Suriye’de Adaletsizlik Şiddeti Beslemeye Devam Ediyor”
AHRS, raporun sonunda Suriye’de cezasızlığın yeni suçlara zemin oluşturduğunu vurguladı:
“Adalete dair netlik eksikliği Suriye’de süren şiddetin temel nedenlerinden biridir.”
