KESK, TMMOB ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), Suriye’de HTŞ yönetimi altında Alevilere ve diğer inanç ile etnik azınlıklara yönelik süren sistematik katliam, zorla göç, infaz ve ağır insan hakları ihlallerine karşı ortak bir açıklama yayımlayarak uluslararası toplumu acil sorumluluk almaya çağırdı.
(Haber Masası) – Ortadoğu’nun emperyalist müdahalelerle yeniden dizayn edildiği bir tarihsel eşikte, mezhep ve kimlik temelli saldırıların giderek derinleştiğine dikkat çeken üç büyük emek ve meslek örgütü, yaşananların artık açık biçimde insanlığa karşı suç boyutuna ulaştığını vurguladı. Açıklamada, Türkiye başta olmak üzere bölgesel ve küresel güçlerin izlediği politikaların HTŞ’yi fiilen meşrulaştırdığı ve katliamların zeminini güçlendirdiği uyarısı yapıldı.
Kıyı Bölgeleri Katliamın Merkezi Haline Geldi
Açıklamada, 2025 yılı başından itibaren HTŞ ve bağlı grupların özellikle Lazkiye ve Tartus gibi kıyı bölgelerinde yaşayan Alevi topluluklara yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Mart 2025’te gerçekleşen saldırılarda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere binlerce sivilin yaşamını yitirdiği, binlercesinin ise zorla yerinden edildiği ifade edildi. Bağımsız insan hakları kuruluşlarının, bölgede yaşananları etnik ve mezhepsel temelli sistematik şiddet ve soykırım riski olarak tanımladığı vurgulandı.
Sessizlik Katliam Politikalarını Besliyor
KESK, TMMOB ve TTB, uluslararası toplumun süregelen sessizliğinin baskı, şiddet ve soykırımcı eğilimleri teşvik ettiğini belirtti. Saldırıların yalnızca Alevileri değil, aynı zamanda Dürzileri, Hristiyanları, Kürtleri, Türkmenleri ve diğer tüm azınlık halkları hedef alan kapsamlı bir imha ve asimilasyon politikasının parçası olduğu kaydedildi.
“Tarafsızlık Suçun Devamına Hizmet Ediyor”
Açıklamada yaşananların insanlığa karşı işlenen suçlar olduğu vurgulanarak, en temel insan hakkı olan yaşam hakkının sistematik biçimde ihlal edildiği bir tabloda hiçbir devletin, kurumun ya da uluslararası yapının tarafsızlık iddiasında bulunamayacağı ifade edildi. Sessizliğin fiilen bu suçların sürmesine katkı sunduğu belirtildi.
Türkiye’nin Politikalarına Açık Eleştiri
Üç kurum, Türkiye siyasi iktidarının Suriye’deki rejime verdiği açık ya da örtülü desteğin, cihatçı bir gelenekten gelen HTŞ’yi meşrulaştırdığını ve bölge barışını doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. Gerçekten halkların güvenliği ve barış içinde bir yaşam hedefleniyorsa, Türkiye’nin tutarlı, ilkeli ve aktif bir dış politika benimsemesi gerektiği belirtildi. Aksi durumda diplomatik ilişkilerin sonlandırılması dahil olmak üzere etkili yaptırımların gündeme getirilmesi çağrısı yapıldı.
Demokratik Kamuoyuna Tarihsel Sorumluluk Çağrısı
KESK, TMMOB ve TTB, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olmak üzere sendikaları, meslek örgütlerini, siyasi partileri, sivil toplumu ve tüm demokratik kamuoyunu Suriye’deki soykırım riskini görünür kılmaya, yüksek sesle kınamaya ve uluslararası sorumluluk almaya çağırdı.
Dört Maddelik Acil Müdahale Talebi
Ortak açıklamada şu talepler öne çıktı:
Suriye’de başta Aleviler, Hristiyanlar, Dürziler ve diğer tüm azınlıklara yönelik katliam, etnik temizlik ve soykırım riski taşıyan saldırıların derhal durdurulması.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının acilen bağımsız soruşturma mekanizmalarını devreye sokarak faillerin yargılanmasının sağlanması.
Baskı ve saldırı altındaki azınlıklar için insani yardım koridorlarının açılması, yerinden edilmiş sivillerin korunması ve temel ihtiyaçlarının uluslararası denetim altında güvenceye alınması.
Etnik temizlik siyasetini besleyen iç ve dış aktörlerle kurulan her türlü siyasi ve diplomatik meşruiyet ilişkisinin reddedilmesi.
“Ortadoğu’da Barış, Türkiye’deki Barıştan Ayrı Değildir”
Açıklamanın sonunda Türkiye’de barış ile Ortadoğu’daki barışın ayrılmaz bir bütün olduğu vurgulandı. Suriye’deki vahşet karşısında tarafsız kalmanın insan haklarına ve bölge barışına ihanet anlamına geldiği ifade edilerek, halkların kardeşliği, eşitliği ve kardeşçe bir yaşam için mücadele çağrısı yinelendi. Üç kurum, bu suçlardan ve soykırımcı politikalardan mutlaka hesap sorulması gerektiğini vurguladı.

