10.1 C
İstanbul
14 Aralık 2025, Pazar

Derin Uygulama; Bir Bedende İki Can

Haber Masası
Haber Masası
Aradığımız gerçek, bulduğumuz ve bildiğimiz, güvendiğimiz yegane şey gerçek. Yol TV halkındır ve her dem gerçek!

“Kardeşi İlhan, gözlerinin önünde dövülerek öldürüldü; Muzaffer ise kardeşini yaşatmak için onun adını almış, Muzaffer İlhan Erdost olarak yaşamını sürdürmüştür.” Turgay Çelik yazdı ✍️

İlhan Erdost (17 Aralık 1944 – 7 Kasım 1980) yayıncı.
7 Kasım 1980’de Mamak Cezaevi’nde görevli erler tarafından dövülerek öldürüldü.

Gözaltına alınmasına neden olan kitap, Engels’in doğa bilimlerini konu alan Doğanın Diyalektiği idi; bu durum, İlhan Erdost’un dövülerek öldürülmesinden bir ay sonra sıkıyönetim komutanlığınca bildiriliyordu.

Sol ve Onur yayınlarının sahipleri kardeşler Muzaffer ve İlhan Erdost, 5 Kasım 1980 günü 12 Eylül askeri darbesinin hemen ardından birlikte gözaltına alındılar. Ağabey Muzaffer Erdost, kardeşlerinin öldürülme kastıyla dövüldüklerini şöyle anlatıyor:

“Derin Uygulama Özel Muamele İstendi.

‘Yakalanma emrinden delil bulunamadığı takdirde derin uygulama yapılması’ arama emrinin altına not olarak yazılmıştı. Bunun anlamı, ağır işkence yapılarak delil üretilmesinin istenmesiydi,” diye kaydeden Erdost, şöyle anlattı:

İçeri rahatça girebilmeleri için kapının önüne Reo marka askeri bir araç çekilmişti. İlhan’la araç içinde karşı karşıya oturuyorduk; az sonra erler geldiler, bizi ayağa kaldırdılar. Dört er tarafından yaklaşık 20–25 dakika kadar araç içinde dövüldük. O sırada İlhan aracın içinde yüzü koyun düştü. 6–7 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan A bloktan, koğuşların bulunduğu C bloka götürdüler bizi. Bir koğuşun önüne geldik, indirdiler; “yürüyün” dediler. Yürümeye başlamıştık ki astsubay ve erler tekrar bağırdı: “Gelin!” İlhan o anda beyin kanaması geçirmiş olacak ki… Komutan “bizi dövdürme” dedi; komutanın el işaretleriyle tekrar dövdürdüler. Orada birbirimize yumulmuş, bizi dövüyorlardı. Tekrar yürüttüler; o sırada İlhan yeniden yüzü koyun yere kapaklandı. Hemen İlhan’ın yanına gittim. “Kendisi ayağa kalkacak” dediler. İlhan zorlukla doğruldu. Arkamızdan gelen erler bizi boş bir kapı aralığına sıkıştırıp dövmeye başladılar. Koğuşun girişine geldikten sonra İlhan bir kez daha düştü; zorlukla doğruldu, pencereye doğru yöneldi. Ben de İlhan’a doğru giderken göz göze geldik. İlhan’ın yüzü ve paltosu kan içindeydi. “Midem bulanıyor, kusacağım” dedi ve yere yığıldı. Çocuklardan birkaçı koşturdu; biri tıp fakültesi beşinci sınıf öğrencisiydi, “Şekerli su getirin” diye bağırdı. Sonra beni içeri aldılar; İlhan’ı benim bulunduğum yere, üstü soyulmuş şekilde iki ranzanın arasına getirdiler. İlhan orada dizlerinin üstüne çömeldi, başı öne doğru düştü. “İlhan! İlhan!” diye seslendim, yanıt vermedi. Yatağa uzattılar. Birisi “nabız durmuş” dedi; sonra suni teneffüs yaptılar. İlhan, beyin kanamasından yaşamını yitirmişti. Günlerden 7 Kasım 1980 idi.

O Toprağın Üstünde Büyüyor.

İki İlhan var artık: biri toprağın altında, diğeri toprağın üstünde. Her gün bizlerle birlikte büyüyen İlhan, faşizme karşı özgürlük ve bağımsızlık bilincimizi ve direncimizi her gün yeniden güçlendiren İlhan’dır. Bu yaşayan ve büyüyen İlhan’ı, Kenan Evren’in ellerine kelepçe takarak öldürmek yani direncimizi söndürmek istemiyorum.

İşlettiği yayınevinin ismini “İlhan” koydu; kardeşinin İlhan ismini de nüfus kâğıdına yazdırıp Muzaffer İlhan Erdost olarak, bir bedende iki can şeklinde İlhan’ı 25 Şubat 2020 tarihine kadar hayata gözlerini yumduğu güne dek yaşattı.

Anılarına saygıyla.

Kaynak: 12 Eylül’ün Büyük Babaları

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK HABERLER

BİZİ TAKİP EDİN

289,397BeğenenBeğen
2,317TakipçiTakip Et
20,344TakipçiTakip Et
1,237AboneAbone Ol
- Reklam -

EN SON HABERLER