AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Meclis’e sunulan ve Irak ile Suriye’ye asker gönderme yetkisinin 3 yıl daha uzatılmasını öngören tezkerenin görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda yapıldı. Görüşmelerde söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, hükümetin dış politika yaklaşımını sert sözlerle eleştirdi.
(Haber Masası) – Çiçek, “Biz Türkiye’de barış ve demokratik toplum sürecini örgütlemeye çalışırken, bu tezkere eski politikaları tekrar etmenin tezkeresidir. Bu tezkere, sürece olan güveni yerle bir eden bir tezkeredir” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’yi İsrail Yayılmacılığı Tehdidi Altında Savaşa Çekmek İstiyorlar”
Cengiz Çiçek, 7 Ekim sonrası Orta Doğu’daki gelişmelere atıf yaparak, “7 Ekim sonuçları itibarıyla Orta Doğu’nun 11 Eylülüdür. Aksa Tufanı’ndan sonra İsrail yayılmacı politikalarına hız verdi. ABD’nin 11 Eylül sonrası Irak işgaliyle bölgeyi dizayn etmeye çalıştığı gibi, bugün de benzer bir senaryo yürütülüyor” dedi.
Çiçek, 2003 yılında 1 Mart tezkeresine “hayır” diyen Meclis’in o dönemde Türkiye’yi bir işgal savaşının parçası olmaktan kurtardığını hatırlatarak, “Bugün de benzer bir dönüm noktasındayız. Türkiye’yi İsrail’in yayılmacı tehdidi bahanesiyle, başta Suriye olmak üzere Orta Doğu’da savaşa çekmek isteyen bu tezkereye hepimizin ‘hayır’ demesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“PKK Silahlı Mücadeleyi Sonlandırdı, Hükümet Çatışmasızlığı Örgütlemeli”
Tezkerede yer alan “PKK mevcudiyetini sürdürmekte” ifadesine tepki gösteren Çiçek, “Oysa PKK silahlı mücadele stratejisini sonlandırdığını açıkladı. Hükümetin görevi çatışmasızlık sürecini örgütlemek, siyasal inisiyatif almak olmalıdır. Ancak siz bu siyasal sorumluluktan kaçıyor, tezkereyi halklara dayatıyorsunuz” dedi.
“PYD/YPG Hakkındaki İddialar Gerçeği Yansıtmıyor”
DEM Partili vekil, hükümetin tezkerede kullandığı PYD/YPG ile ilgili iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, “10 Mart mutabakatı, aslında siyasal katılımı içeren bir entegrasyon mutabakatıdır. 6 bin seçmenin katıldığı seçimleri ‘demokrasi şöleni’ olarak nitelendirip, diğer halkların katılımını yok saymak büyük bir çelişkidir” diye konuştu.
“Tezkere Entegrasyon Sürecini Baltalıyor”
Çiçek, tezkerenin göçmenlerin geri dönüşünü ve Suriye’deki toplumsal entegrasyonu engellediğini vurgulayarak, “10 Mart mutabakatının 5’inci maddesi göçmenlerin dönüşünü öngörür. Ancak siz savaş tezkeresiyle bu süreci tahrip ediyor, Türkiye’de ve Suriye’de barışçıl entegrasyon politikalarını baltalıyorsunuz” dedi.
“Birleşmiş Milletler Kararlarını Tahrif Ediyorsunuz”
Tezkerede Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2170 sayılı kararına yapılan atfı da eleştiren Çiçek, “Bu karar, DEAŞ’ın etkinliğini kırmaya yöneliktir. Ancak siz ‘DEAŞ ve benzeri örgütler’ ifadesiyle bunu genişletip, tıpkı torba yasa yaklaşımınız gibi ‘torba terör’ anlayışıyla her şeyi içine katıyorsunuz. Bu bir manipülasyondur” ifadelerini kullandı.
“Savaş Ekonomisine Devam Yetkisi Veriliyor”
Cengiz Çiçek, konuşmasının sonunda, tezkerenin yalnızca askeri operasyonları değil, “savaş ekonomisini” de sürdürme amacında olduğunu vurguladı:
“Her defasında söylüyoruz: Bu tezkere savaş ekonomisine devam tezkeresidir. Savaş ekonomisi büyüdükçe, toplumsal refah küçülüyor. O yüzden bu tezkere ekonomik yıkıma devam yetkisi istiyor. Biz de o yüzden hayır diyoruz.”
“Gücü Mutlaklaştırmak İsteyen Anlayışı Kabul Etmiyoruz”
Çiçek, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“İktidar, sınır ötesi eylemlerine haklılık atfederken buna karşı çıkan her sesi tehdit ya da terör kategorisine yerleştiriyor. Güç kendini sorgulanamaz hâle getiriyor. Biz bu mutlaklaştırılmak istenen gücü sorguluyoruz ve kabul etmiyoruz. Bu tezkereye hayır diyoruz.”
