Son aylarda bazı siyasi partilerin Aleviler üzerine kurduğu söylemler, Yol’un ikrarını hiçe saydıklarını açıkça göstermektedir. Kenan Küçük yazdı✍️
Son aylarda bazı siyasi partilerin Aleviler üzerine kurduğu söylemler, Yol’un ikrarını hiçe saydıklarını açıkça göstermektedir. Yıllarca Alevi toplumunu görmezden gelen, taleplerine kulak tıkayan bu partiler; bugün kalkıp “Alevi Yoluna yön verme” hevesine kapılıyorlar. Bunun adı, en hafif ifadeyle, ikiyüzlülüktür.
Siyasi partilerin yöntemleri artık Aleviler için yabancı değil: Avrupa’da ve Türkiye’de Alevileri temsil eden çatı örgütlerimiz söz sahibidir. Ancak bu örgütlerin taleplerini görmezden gelmek, örgütlü yapıyı yok saymak; ardından da parti rozetli başkanlar üzerinden Aleviliği tarif etmeye kalkışmak… Bu yaklaşım, Yol’un özünden bihaber olduklarını ve Aleviliğe yalnızca çıkar penceresinden baktıklarını açıkça ortaya koyuyor.
Dergahların yakınına beton yığınlarıyla külliye dikmek, Aleviliğin kutsallarına ve özüne açık bir müdahaledir. Kutsalları siyasete malzeme etmek, sahte dostluk pozlarıyla Yol’un hakikatine uymayan deyişleri klip malzemesi yapmak; hepsi Aleviliği kendi hesaplarına alet etme çabasıdır.
Oysa Alevilikte ne makam vardır ne de gösteriş. Yol’a ikrar vermiş herkes “can”dır; muhabbet meydanında unvansız, makamsız oturulur. Yol’a ve Hakk’a hizmet, kişisel çıkarın değil, ikrarın sorumluluğudur. Aleviliği beton yığınlarıyla, külliyelerle ya da rozetli başkanlıklarla tarif etmeye kalkışanlar; Yol’u özünden uzaklaştırmakta ve kendi siyasetlerine araç etmeye çalışmaktadır. Yol, lokmayla yürür, rızalıkla yaşar, ikrarla direnir; vitrinle değil.
Aleviliği siyasete çekip taraf göstermeye çalışanlara; Türk, Kürt, Türkmen veya başka etnik kimlikler üzerinden ayrıştırmaya yeltenenlere cevabımız açıktır: Yol meydanı, 72 millete aynı gözle bakanların meydanıdır. Hakikat meydanı siyasetin kürsüsü değil, Yol’un ve canların durağıdır. Yol meydanını korumak, ikrarı yaşatmak, pir postunu diri tutmak ve rızalığı esas almak bizim Yol’a verdiğimiz ikrardır. Çünkü Yol, siyasetin kirli pazarlıklarında değil; dara durulan, rızalıkla yürüyen erkanda vardır.
Geçmişin acıları hala yüreğimizde yanmaktadır: Sivas’ta canlarımız ateşe verildiğinde susanları, Madımak’ın utanç müzesi olma talebini hiçe sayanları, insan yakanlara af getirenleri; Çorum’da, Maraş’ta, Gazi’de hak arayanları görmezden gelenleri unutmadık. Bugün Yol’a dair söz söylemeye çalışanları tarih boyunca takındıkları tavırlar hala hafızalarımızda canlıdır.
Aleviliği siyasi çıkarların dar kalıplarına hapsetmeye çalışanların karşısında Mansur’un cesareti, Nesimi’nin bedeni, Pir Sultan’ın sazı ve Seyit Rıza’nın onuru vardır. Alevilerin tarihi teslimiyet değil, direniş tarihidir. Yol, makam hesabıyla değil; Yol’a turap olanın nefesiyle, rızalık ve ikrarla yaşar.
