Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasının ilk duruşması bugün Silivri Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görüldü.
(Haber Masası) – Dava, 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis ve “siyasi yasak” istemiyle açılmıştı. İmamoğlu, üniversite diplomasının geçerliliği üzerinden kurgulanan davada yaptığı kapsamlı savunmasıyla dikkat çekti.
İmamoğlu, konuşmasına Türkiye’de siyaset tarihinde demokrasiye ve halkın iradesine yönelik baskıcı davaların çokluğuna işaret ederek başladı. “Bugün öyle bir sebepten buradayız ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Yüce Türk yargısının getirmiş olduğu durumdan gerçekten bizi üzüntüye boğmaktadır” diyerek bu davayı “hicap verici” olarak nitelendirdi.
İmamoğlu, davanın tamamen siyasi saiklerle hazırlandığını, kendisine karşı seçimlerdeki başarıları nedeniyle kurgulandığını vurguladı. “Ona karşı dört seçim kazandığımı ve beşinciyi de kazanacağımı bildiği için bu duruşmanın tasarruf edildiği milletimiz tarafından o kadar ayan beyan biliniyor ki bunu bilmeyen yok” sözleriyle iktidara yüklendi.
İşte İmamoğlu’nun Silivri’de yaptığı savunmanın tam metni:
Siyasi Tarihimiz Ne Yazık Ki Böyle Davalarla Dolu
Siyasi tarihimiz üzülerek ifade ediyorum ki demokrasiyi milletimizin özgür olma iradesini ve umudu hapsetmeye çalışan nice davalarla doludur. Türkiye’de değişim isteyenler, hak hukuk arayanlar, bunun mücadelesini verenler ne yazık ki bu tür davalarla tarih boyunca muhatap olmuşlardır.
Fakat bugün öyle bir sebepten buradayız ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Yüce Türk yargısının getirmiş olduğu durumdan gerçekten bizi üzüntüye boğmaktır. Hicap duyuyorum.
Bu Duruşma Beyin Yakan Bir İş
Tabii bu salondaki herkes siyasi tarihimize geçecek bu duruşmada anlaşılması düz mantıkla izah edilemeyecek bir konuyla karşı karşıya olduğunun farkında ve gerçekten beyin yakan bir iş yani.
Az önce okuduğunuz bütün metnin tamamının notun iki buçuk olması ve transkriptle broşürleri vermenin dışında benimle hiçbir ilgisi yok. Yani hiçbir ilgisi yok uzaktan yakında. On sekiz yaşında birisi karşınızda. Bunların hiçbirisinde benim yani bir elimin değneği husus yok ve ben sahtecilikle yargılanıyorum. Hem de hapis cezasıyla, siyasi yasakla yargılanıyorum. Dokuz yılla yargılanıyorum.
Bu Davanın Konusu Tamamıyla Saçmalıktır
Memleketin daha büyük işleri varken bu işle uğraşıyor olmamız acı bir durumdur yani. Tabii kendi savunmamı yapmak gerçekten kısmı zor. Çünkü tümüyle saçmalıktan ibaret bir konusu vardır. Tamamıyla saçmalıktır. Evet bu davanın konusu bir saçmalıktır.
Yani İstanbul Üniversitesi yetkisi olmayan bir diploma iptal ederken bile saçmalık yapılmıştır.
Bu Dava Tam Bir Rezalettir
Yani iddianameyi yazan baştan kendini ele vermiş. Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmuş. Ben panolar hazırlattım, panolarla size yardımcı olmak istiyorum. Çünkü yüksek seçim kuruluna üniversite diploması sayın hakimim bir tek cumhurbaşkanı adayı için verilmiyor. Başka hiçbir makam için verilmiyor.
Sadece cumhurbaşkanı adayı için. Bu tam bir rezalettir. Bakın altını çiziyorum: Rezalettir.
Burada bunu böyle neon ışıklarla bütün Türkiye’ye duyurmak istiyorum. Tabii bu arada tarihe utanç belgesi olarak geçmiştir bu yazıyı yazan kişinin zihniyeti ve aklı.
Benim Hayatımda Her Şey Gerçektir
Bunu yapan, yazdıran aklın gerçekten sahiciliğe, gerçekliğe hakaret edercesine neyin izini sürdüğü, nasıl bir kötülük peşinde koştuğunu ben elbette çok iyi biliyorum.
Bu davanın iki kere mağduruyum. Birincisi güzel anacığımın ak sütü kadar helal kazancım, yani alın teriyle aldığım diplomam yok sayıldı, iptal edildi. Geçtiğimin en anlamlı beş yılını, beş yıllık emeğimi, çabamı, gayretimi bir çırpıda yok ettiler.
Sayın Hakimim, bu arada benim hayatım çok sahici onu söyleyeyim. Gerçek. Her şey ile gerçek. Vallahi gerçek. Çocukken düşmem de gerçek, kalkmam da gerçek, başarılarım da gerçek, başarısızlıklarım da gerçek.
Hayatımda her şeyim gerçek. O kadar şahidim var ki Allah’ıma şükürler olsun. Kırk haneli bir masal gibi köyde doğdum.
