AKP-MHP iktidarının antidemokratik uygulamalarına ve savaş politikalarına karşı ortak açıklama yapan siyasi partiler ve örgütler, “Halkın öfkesi ve mücadelesi gün geçtikçe büyüyor. Bizler bu mücadeleyi büyütmeye, Saray iktidarını tarihe göndermek için direnmeye devam edeceğiz” dedi.
(Haber Masası) – Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Devrimci Parti, Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Yeşil Sol Parti’nin imzasıyla yayımlanan açıklamada, iktidarın kayyum politikalarına, demokrasi karşıtı uygulamalarına ve bölgesel savaş siyasetlerine tepki gösterildi.
Kayyum Politikası Açık Bir Darbe
Açıklamada, Saray iktidarının belediyelere kayyum atayıp başkanlarını tutuklamanın ötesine geçerek rejimini tahkim etmede yeni bir aşamaya geçtiği belirtildi. CHP’nin İstanbul örgütüne kayyum atanmasının, iktidarın rakip partilerin kongrelerini ve yöneticilerini hükümsüz kılacak ölçüde keyfi davrandığının altı çizildi.
Bu uygulamanın yalnızca bir partinin tüzel varlığını yok saymak değil, seçme-seçilme hakkını gasp eden, demokratik kazanımları ortadan kaldıran ve toplumsal-siyasal sonuçlar doğuracak açık bir darbe olduğu ifade edildi.
Kürt Sorununda Hileli Politikalar
“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” adıyla kurulan komisyonda müzakereler yürüten iktidarın aynı zamanda bu sürece katılan partilere aba altından sopa gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, Kürtçe konuşmanın engellendiği, içerideki-dışarıdaki sıkışmışlığın hileli ve cebri yollarla aşılmaya çalışıldığı kaydedildi.
İktidarın “süreç” anlayışının hiçbir taahhütte bulunmadan yalnızca PKK’nin feshi ve silah bırakmaya indirgenmiş durumda olduğu, Kürt sorununa dair herhangi bir adım atılmadığı ifade edildi.
Bölgede Yayılmacı Savaş Politikas
Saray iktidarının Ortadoğu’daki paylaşım savaşından nemalanmak için savaş siyasetini diri tuttuğu, Suriye’yi Osmanlı’dan kalma ata toprağı gibi sahiplendiği vurgulandı. Taliban–IŞİD artığı çetelerin yönetime taşınmasına, Suriye’de Alevi ve Dürzilere yönelik saldırılara, İsrail’in Filistin’de uyguladığı katliama sessiz kalınmasının bu yayılmacı planlarla uyumlu olduğu belirtildi.
ABD ile uyumlu biçimde Türkiye sermayesine bölgesel alan açılmak istendiği, ancak Suriye’de Kürtlere statü tartışmalarından rahatsız olunarak “kılıç kından çıkar” söylemiyle askeri tehditlerin öne çıkarıldığı kaydedildi.
Muhalefeti Bölme Ve Halkı Susturma Girişimi
Açıklamada, Saray iktidarının içeride gerilim siyasetini artırarak muhalefeti bölmeye, emekçilerin artan hoşnutsuzluğunu bastırmaya, değişim umudunu dağıtmaya ve Kürt halkını beklentiye sokarak diktatörlüğünü pekiştirmeye çalıştığı vurgulandı.
Son demlerini yaşayan iktidarın siyasi partilere, örgütlülüklere ve demokratik kazanımlara yönelik saldırı politikalarının, halkı yoksulluğa mahkûm eden ve doğayı yağmalayan ekonomik uygulamalardan ayrı düşünülemeyeceği ifade edildi.
Baskılara Karşı Mücadele Sürecek
Demokrasi ve özgürlük güçlerinin iradesinin teslim alınamayacağı belirtilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Nasıl dün DEM belediyelerine kayyum atanırken saldırının hepimize yapıldığını söylüyorsak bugün de bir kez daha hedefi kim olursa olsun halk iradesine, demokrasiye, eşitliğe yapılmış her müdahalenin bu ülkenin bütün emek, demokrasi ve barış güçlerine, hepimize yapılmış olduğunu söylüyoruz. Halkın öfkesi ve mücadelesi gün geçtikçe büyüyor. Bizler bu mücadeleyi büyütmeye, Saray iktidarını tarihe göndermek için direnmeye devam edeceğiz.”



