Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, savaşlara, zulme ve ayrımcılığa karşı barış ve eşit yurttaşlık çağrısı yaptı. AABK, Alevilere yönelik tarihsel ve güncel adaletsizliklere dikkat çekerek, “Barış, adalet ve eşitlik bütün insanlığın ortak umududur” dedi.
AABK’nin Açıklamasının Tam Metni Şöyle:
”Eşit Yurttaşlık Olmadan Barış Olmaz: Zulme Karşı İnsanlığın Ortak Sesi
1 Eylül Dünya Barış Günü’nde insanlığın susmayan sesiyle haykırıyoruz: Onurlu bir yaşam, özgürlük, eşitlik ve adalet, halkların en temel hakkıdır.
Savaşlar, Zulüm Ve Ayrımcılık Derinleşiyor
Bugün dünyanın dört bir yanında zulüm, savaş ve ayrımcılık derinleşiyor. Çocukların gülüşleri susturuluyor, milyonlarca insan sürgüne zorlanıyor. Suriye’de yürütülen katliam ve soykırım politikaları, Aleviler başta olmak üzere Ezidileri, Süryanileri, Hristiyanları ve farklı inanç ve etnik toplulukları hedef aldı. Bu, insanlığa karşı işlenmiş ağır bir suçtur ve hâlâ devam etmektedir.
Türkiye’de Alevilere Yönelik Adaletsizlik Sürüyor
Türkiye’de ise Aleviler yüzyıllardır adaletsizliğe, ayrımcılığa ve katliamlara maruz bırakıldı. Dersim, Maraş, Çorum, Sivas… Alevilerin tarih boyunca uğradığı sayısız katliam, yalnızca geçmişin acısı değil; hâlâ süren adaletsizliğin ve yüzleşilmemiş tarihin kanıtıdır. Bugün de baskı ve asimilasyon farklı yollarla sürmektedir. AKP iktidarı, baskıcı rejimiyle hem demokrasiyi hem de inanç özgürlüğünü hedef almakta; “Alevi-Bektaşi Cemevi ve Kültür Başkanlığı” adı altında asimilasyonu kurumsallaştırmaya çalışmaktadır. Aleviliği eşit bir inanç olarak tanımayan, kimliğimizi devletin ideolojik çerçevesine hapsetmek isteyen bu yapıyı reddediyoruz. Aynı zihniyet, muhaliflere ve demokrasiyi savunan herkese yönelttiği haksız gözaltılar, tutuklamalar ve korku politikalarıyla toplumu susturmaya çalışmaktadır.
Barış Ve Eşitlik Bütün Halkların Hakkıdır
Ancak mesele yalnızca Türkiye ve Suriye değildir. Filistin’den Ukrayna’ya, Sudan’dan Latin Amerika’ya kadar halklar savaşların, işgallerin, açlığın ve sömürünün ağır yükünü taşımaktadır. Nerede olursa olsun insanlığa karşı işlenen suçlara karşı ses yükseltmek, Dünya Barış Günü’nün gerçek anlamıdır. Çünkü barış ve eşitlik yalnızca bazı halkların değil, tüm insanlığın hakkıdır.
Gerçek Barış Özgürlükten Geçer
Gerçek barış, kadınların özgürlüğünden, LGBTQ+ bireylerin onurlu yaşam hakkından, engellilerin eşit yurttaşlığından, inançların serbestçe yaşanabilmesinden ve etnik kimliklerin tanınmasından geçer. İnsanlar siyasi görüşleri nedeniyle baskı gördükçe barış hiçbir zaman kalıcı olmayacaktır.
Nefret Ve Ötekileştirme Politikalarına Karşı
Avrupa’da ve dünyada nefret ve ötekileştirme politikaları yükseliyor. İnsanlar kimlikleri, inançları, cinsiyetleri ya da yönelimleri nedeniyle hedef alınıyor. Bu nefret dalgası yalnızca farklılıkları değil, aynı zamanda halkların birlikte yaşama iradesini ve özgür geleceğini tehdit ediyor.
Aleviler Barıştan Yana, Zulme Karşıdır
Dünya Barış Günü’nde sesimiz kardeşliktir. Biz Aleviler, tarih boyunca zulme boyun eğmedik. Katliamlar, asimilasyon ve baskılar karşısında hak ve kimlik mücadelemizi sürdürdük. Bugün de eşitlikten, özgürlükten ve barıştan yana sesimizi yükseltmeye devam ediyoruz.
İnsanlığın Ortak Vicdanının Sesi
1 Eylül Dünya Barış Günü, yalnızca savaşlara karşı bir gün değil; insanlığın ortak vicdanının sesidir. Bizim sesimiz yalnız Alevilerin değil; dünyanın dört bir yanında barış, özgürlük ve eşit yurttaşlık isteyen herkesin sesidir. Çünkü barış, adalet ve eşitlik bütün insanlığın ortak umududur.”
