Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Türkiye’de Alevilere yönelik sürdürülen asimilasyon politikalarına karşı kapsamlı bir açıklama yayımladı.
(Haber Masası) – Açıklamada AKP-MHP iktidarının Aleviliği devlet eliyle dönüştürmeye çalıştığına dikkat çekilirken, kurulan “Cemevi Başkanlığı” gibi yapılarla Aleviliğin Sünni İslam’ın arka bahçesine dönüştürülmek istendiği belirtildi. FUAF, bu gidişata karşı güçlü, ilkeli ve örgütlü bir mücadele çağrısı yaptı.
Devlet Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı yardımcılarından birinin Kürt, birinin Alevi olması gerekir” sözlerine de tepki gösterilen açıklamada, Aleviliğin bir vitrin süsü değil; tarihsel, kültürel ve inançsal bir değer olduğunun altı çizildi.
FUAF, Avrupa’da yaşayan Alevilerin sadece Türkiye’deki canlarla dayanışma içinde olması değil, bulundukları ülkelerde de demokratik mücadeleyi büyütmesinin şart olduğunu vurguladı. Açıklamada, yedi maddelik ilkesel bir mücadele hattı ilan edildi.
Federasyonun açıklamasının tamamı şöyle:
Aleviler Üzerindeki Asimilasyon Politikaları Derinleşiyor: Birlikte Direnmek Zorundayız
Türkiye’de uzun yıllardır iktidarda olan AKP ve ortağı MHP, Alevilere yönelik ayrımcı ve inkarcı politikalarını yeni bir evreye taşımıştır. “Alevi açılımı” adı altında yürütülen son girişimler, Aleviliği özünden koparmayı, devletin tanımladığı ve kontrol ettiği bir inanç sistemine dönüştürmeyi hedeflemektedir. Bu politikalar, gerçek bir eşit yurttaşlık hakkı talebinden uzak, tamamen göstermelik, baskıcı ve asimilasyoncu bir anlayışa dayanmaktadır.
Devlet Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı yardımcılarından birinin Kürt, birinin Alevi olması gerekir” şeklindeki açıklaması da bu zihniyetin açık bir ifadesidir. Aleviliği bir inanç, bir dünya görüşü, bir kültürel ve tarihsel miras olarak değil; bir kimlik kartı, bir vitrin süsü gibi gören bu yaklaşım, bizleri temsil etmiyor. Alevilik bir pazarlık konusu değildir. Alevi, Bektaşi, Kızılbaş inancımız bir denge unsuru, bir göstermelik çeşitlilik projesinin aracı yapılamaz.
Bugün Türkiye’de Aleviler kendi içinde farklı düşünceler ve eğilimler taşısa da, bu farklılıklar iktidarın politikalarıyla birleştiğinde büyük bir boşluk oluşmakta; bu boşluk, iktidarın asimilasyon politikalarına zemin hazırlamaktadır. Devletin kurduğu “Cemevi Başkanlığı” gibi yapılar, Aleviliği sünni İslam’ın arka bahçesi haline getirme çabalarının somut örnekleridir.
FUAF Olarak Sorumluluğumuz Büyüktür
Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu olarak, bu gelişmelere karşı net, ilkesel ve tarihsel bir duruş sergilemek zorundayız. Avrupa’da yaşayan milyonlarca Alevi’nin, Türkiye’deki kardeşleriyle dayanışma içinde olması kadar, kendi bulunduğu topraklarda demokratik mücadelesini yükseltmesi de elzemdir. Bu nedenle aşağıdaki ilkeleri esas alan bir mücadele hattı öneriyoruz:
- Aleviliğin asimilasyonuna karşı durmak, onu devletin şekillendirdiği bir inanç sistemine indirgemeyi reddetmek,
- Cemevlerinin ibadethane statüsünü vazgeçilmez bir hak olarak savunmak,
- Diyanet’in kaldırılması talebini kararlılıkla dile getirmek,
- Alevi gençliği ve kadınlarını bu mücadelenin merkezine taşımak,
- Uluslararası kamuoyunu, Türkiye’deki Alevilere yönelik ayrımcılıklar konusunda bilgilendirmek ve harekete geçirmek,
- Avrupa’da Aleviliği özgün kimliğiyle tanıtmak, eğitim, kültür ve inanç alanındaki çalışmalarımızı artırmak,
- Türkiye’deki demokratik kamuoyu ile ortak bir zemin oluşturmak ve Aleviliği savunma mücadelesinde yalnız kalmadığımızı göstermek.
Halkımıza Çağrımızdır
Artık susma zamanı değildir. Bugün sustuğumuz her söz, yarın çocuklarımızın kimliğini kaybetmesi anlamına gelir. Bugün tepki vermediğimiz her uygulama, yarın inancımızın inkâr edilmesine zemin hazırlar.
FUAF olarak, tüm Alevi kurumlarını, inanç önderlerini, akademisyenleri, sanatçıları ve canlarımızı bu mücadelede ortaklaşmaya çağırıyoruz. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da Aleviliği korumanın ve yaşatmanın yolu; örgütlü, ilkeli, demokratik ve laik bir çizgide ısrarcı olmaktan geçiyor.
Bugün susarsak, yarın sesimizi kimse duymayabilir.
Bugün mücadele edersek, yarın özgürce var olabiliriz.
